(818 S. K. m. 43, 47)
Dava: Davacı Yavuz K. tarafından, davalılar Yüksel E. ve Feyzullah E. aleyhine 22.5.2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26.11.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ile davalılardan Yüksel E. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi taraflarından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Yüksel E.'ın tüm temyiz itirazları ile davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince;
a) Davalılardan Feyzullah E.'a yönelen diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı, adı geçen davalının kendisi yaraladığını belirterek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Ceza dosyası içeriğinden, bu davalının davacıyı adiyen yaralaması nedeniyle TCK. nun 456/4. maddesi gereğince cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. BK.nun 47. maddesi gereğince cismani zarara uğrayan davacının manevi tazminat istemeye hakkı mevcuttur. Şu durum karşısında takdir olunacak manevi tazminat ile davalı Feyzullah E.'ın sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece haksız eylem ve zarar bulunmadığından bahisle bu dava bölümünün reddedilmesi bozmayı gerektirmiştir.
b) Davalılardan Yüksel E.'a yönelen diğer temyiz itirazına gelince;
Adı geçen davalının, davacıyı çehrede sabit eser bırakacak şekilde yaralandığı anlaşılmaktadır.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Davaya konu olan olayda olay tarihi, yaralanma derecesi ve yukarda belirtilen ilkeler gözetildiğinde mahkemece hükmolunan manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminat takdir edilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2/a-b) sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA ve öteki temyiz itirazları ile davalı Yüksel E'ın tüm temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 27.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy