(818 S. K. m. 41, 49, 60)
Dava: Davacı A. Şahin vekili Avukat S. Özay tarafından, davalılar M. Tural ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ESHOT Genel Müdürlüğü aleyhine 10/4/2001 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan ek maddi tazminat islenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 10/12/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi her iki davalı vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle
Sonuç: Usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harçların bundan mahsubuna 3.6.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Borçlar Kanunu'nun 60. maddesi gereğince uygulanacak zamanaşımının hangi tarihte başlayacağının belirlenmesi konunun özünü teşkil etmektedir. Kaideten zamanaşımının başlaması için zarar görenin olayı, olaydan sorumlu olanı ve olaydan doğan zararını öğrenmesi gerekir. Burada özellikle üzerinde durulması gereken husus, zarar görenin zararını hangi tarihte öğrenmiş sayılacağı meselesidir. Kural olarak zamanaşımı olay tarihinde başlar.
Eğer olay nedeniyle vücut bütünlüğünde kayıp olmuşsa, tedavi gerekiyorsa vücut bütünlüğündeki kaybın ve buna bağlı olarak zararın ne olacağı tedavinin sonunda belli olacağından, zamanaşımının başlaması da, doğal olarak, bu tedavinin bitliği tarihe kadar uzayacaktır. Tedavinin devam etmesi nedeniyle zamanaşımının başlamasının gecikmesine tedaviye bağlı olarak "gelişen durum" un sebep olduğu kabul edilmekledir. Ancak; gelişen durum, olaya bağlı vücut bütünlüğündeki kaybın tespiti, tedavi gerekmiyorsa tedavi için geçecek sürenin sonundu kaybın tespiti için zaman gerektiriyorsa söz konusu olur. Olaya bağlı tedavinin bitliği tarih itibarıyla davacı kendiliğinden vücut bütünlüğündeki kaybı ve hu kayba dayalı zararı bilebileceğinden zamanaşımı başlangıcının bu tarihten öteye götürülmesinin, işgücü kaybı, meslekte kazanma gücü kaybı gibi nedenlerle alınmış olan raporları öğrenme tarihine esas saymanın haklı nedeni olamaz. Aksinin kabulü hakkın kötüye kullanılması sonuçlarına varan haksızlıklara sebep olabilir. Çarpıcı bir örnek verilecek olursa; fiili sarıları itibarıyla birbirine benzer iki olay düşünelim. Birinci olayda, gelişmeler çok çabuk sonuçlanıp bir yılda ceza davasının da bitliği ve davacının zararını öğrendiğini kabul edelim. İkinci olayda ise, ceza davasının zamanaşımı nedeniyle sonuçlandığını ve davacının zamanaşımı süresinden sonra dava açtığını ve çalışma gücündeki kaybın henüz tespit edilmediğini belirterek zamanaşımının geçmediğini iddia ettiğini varsayalım. Bu takdirde davacının zararını bilmediğini kabul etmek ve zamanaşımı itirazım reddetmek gerekecektir. Örneğe devam edecek olursak, ikinci davadaki kişinin isteği zamanaşımına uğramamış sayılacak. birinci Örnekteki zarar görenin ek davası zamanaşımı nedeniyle reddedilebilecektir. Özetlenecek olursa; aslolan zararın ne olduğunun bilindiği tarih değil bilinebileceği tarihtir. Olay tarihine en yakın hangi tarihte zararın öğrenilmesi imkanı doğmuşsa zamanaşımı bu tarihte başlamalıdır. Bu anlamda, olaydan doğan işgücü kaybı, meslekte kazanma gücü kaybı, kusur nispeti gibi zararın öğrenilmesine etkili unsurların zarar görence bilinebileceği, bilinmesi gerektiği, ceza veya hukuk mahkemelerinin veya başka bir merciin bunları tespit etmesinin zaruretinin bulunmadığı kabul edilmelidir.
Dairemizin son zamanlara kadar ki uygulaması görüşümüzü doğrular niteliktedir. Örnek olmak üzere 15/10/1985 gün ve 5988-8202, 2.1/3/1989 gün ve 2286-2659 sayılı kararlarında sırası ile "İyileşmenin gerçekleştiği tarih zamanaşımına başlangıç alınır." "Gelişen durumda zamanaşımı başlangıcı gelişen durumun son bulduğu tarihtir, rapor tarihi esas alınmaz" denmekte iken Hukuk Genel Kurulu'nun kararlarına kadar yansıyan yeni görüşte ise, mağdurun zararını kendiliğinden bilebilmesinin mümkün olmadığı, zarara etkili olan unsurların mağdurun yönlendirilmesi ile tespit edilmesinden önce ve tedavi hangi tarihle bilmiş olursa olsun, bilinemeyeceği ve dolayısıyla zamanaşımının başlamayacağı kabul edilmiş bulunmaktadır.
Zarar görenin zararını tedavinin bittiği tarih itibarıyla bilebileceğinin kabul edilmesinin işin gereğine ve hakkaniyete daha uygun olacağını düşündüğümden ve somut olay itibarıyla zamanaşımının gerçekleştiğini kabul ettiğimden yüce çoğunluğun karanım katılamıyorum. 3.6.2002
Full & Egal Universal Law Academy