(818 S. K. m. 41, 49)
Dava: Davacı Kemal Eren vekili Avukat Yılmaz Erdoğmuş tarafından, davalı Takvim Gazetesi ile Semra Uncu aleyhine 7.7.2000 gününde verilen dilekçe ile yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan 5 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 750 milyon lira üzerinden kısmen kabulüne dair verilen 28.11.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekili Avukat Tekin Pekince vs. tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan doğan manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, davalı şirkete ait Takvim Gazetesinin 26.6.2000 tarihli nüshasının ilk sayfasında Kalleş Kemal başlıklı haber yazı ile davacı hakkında gerçek dışı haber yapılarak kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan söz ederek tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, haber ve yazıda yer alan olayların gerçek olduğunu, davacının kendi kusurlu hareketi nedeni ile Kalleş ibaresinin kullanıldığından, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece; haberin güncel, toplumun ilgisini çeken ve gerçek olmasına rağmen davalıların habere yorum katarak kullandıkları başlığın kişilik haklarına tecavüz teşkil ettiğinden, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dava konusu edilen yayında, uzman çavuş olarak görev yapan davacının yatalak eşinin ve oğlunun ağlayan büyük boy resimleri ile yine davacının eşi ile düğünde çekilmiş küçük bir boy fotoğraflarının altında, Kalleş Kemal başlığı ile, davacı ve eşi Ayşe Eren'in 4 yıl önce severek evlendikleri, davacının Diyarbakır'a tayin olup buraya yerleştikleri, hamile kalan eşin bir erkek evlat dünyaya getirdiği, davacının eşinin kalbinin durması üzerine kalp masajı yapılan sedyenin yere düşmesi ile kafasını yere çarparak felç olduğu, eşi felç olduktan sonra davacının eşini ailesinin yanına terk edip, bir daha arayıp sormadığı ve akabinde boşanma davası açtığı, başka bir kadınla imam nikahı ile evlendiği, felçli Ayşe'nin babasının maddi durumu iyi olmadığı için hayırseverlerden telefon numarası verilerek yardım beklendiği anlatılmıştır.
Davacının eşi aleyhine açtığı boşanma davası, eşin yatalak olmasının şiddetli geçimsizlik teşkil etmemesi nedeni ile red edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlar itibari ile davacının eşinin doğum sırasında geçirilen kaza nedeni ile sakat kaldığı, bunun üzerine davacının eşini ve çocuğunu baba evine götürüp bıraktığı, ilgilenmediği, dava konusu yayına yansıyan fotoğraftan da eşin çocuğu ile acı içinde kıvrandığı, buna ilave olarak davacının eşi aleyhine açtığı boşanma davasının red ile sonuçlandığı anlaşılmaktadır. Yayın da tüm bu olgular gözetilerek yapılmıştır. Yayının yukarıda özetlenen olgular itibari ile gerçeği yansıttığı, yayın başlığında kullanılan Kalleş sözcüğünün de Yüzüstü bırakılması anlamına geldiği düşünüldüğün de, dava konusu yayının tümü ile değerlendirildiğinde somut olaya uygun düştüğü, özle biçim arasında dengenin korunduğu, davacının davranışlarının yayına neden olduğu düşünüldüğünde hukuka aykırılıktan söz edilemez.
Açıklanan bu yön gözetilerek davanın reddi gerekir iken, yazılı biçimde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.06.2002 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacının eşine ve çocuğuna karşı görevlerini yapmadığı, aksine onları yüzüstü bırakıp başka kadınla evlendiği, olayların bu gelişimine göre en ağır eleştiriyi hak ettiği bellidir. Ancak; eleştiri bu sınırları içinde kalmalı, hakaret derecesine varmamalıdır. Toplum adına kullanılan eleştiri hakkının içinde hakaret olamaz. Davacıya kalleş denmek suretiyle hakaret edilmiştir. Hukuka uygunluğun unsurlarından biri olan özle biçim arasında denge kurulması ilkesinden yoksun yazı nedeniyle uygun bir yaptırıma karar verilmesi gerekmektedir.
Yerel mahkemenin belirlediği tazminat miktarının olaya uygun olup olmadığı hususunda dairemizce bir karar verilmemiş olduğundan, bu aşamada, tazminatın olaya uygun olup olmadığı konusunda düşünce açıklaması yapmanın mümkün olmadığını kaydetmekle yetiniyor, bozma kararına katılamıyorum. 05.06.2002 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy