(2960 S. K. Geç. m. 4)
Dava ve Karar: Davacı Abdulkadir Harun Karadağ vekili Avukat Oğuz Çavuşoğlu tarafından, davalı Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne izafeten Milli Muhakemat Müdürlüğü aleyhine 14.6.2001 gününde verilen dilekçe ile mülkiyet hakkının haksız yere elinden alınması nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 20.11.2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 1.7.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı adına Avukat Oğuz Çavuşoğlu ile karşı taraftan davalı adına Avukat Altan Altundağ geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı vekili, dava dilekçesinde, müvekkilinin 1974 yılında arsa satın aldığını, o tarih itibariyle imar durumuna göre bu arsaya bina yapılabildiğini, ancak 22.7.1983 tarihli imar planı ile bu arsanın çocuk parkı olarak belirlendiğini ve 18.11.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2960 sayılı Boğaziçi Yasası'nın geçici 4. maddesi gereği davacı arsasının yeşil alan statüsüne alındığını, böylece davacının mülkiyet hakkının kamulaştırılmadan ve bedel ödenmeden elinden alındığını belirterek maddi tazminat istemiştir.
Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı yanca temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara ve olayın özelliğine göre; davalının davacıya ait taşınmaz üzerinde herhangi bir işlem ve eylemi bulunmamaktadır. Davacının iddia ettiği zararın salt Boğaziçi Yasası'nın uygulanmasından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Şu durumda davalı idarenin sorumluluğunun haksız eylemden değil, yasanın uygulanmasından kaynaklandığının tartışılması gerekmektedir. Bu haliyle de davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekir. Bu yön gözetilerek dava dilekçesinin yargı yolu bakımından reddi gerekirken işin esasının incelenmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre öteki temyiz itirazlarının şimdiden incelenmesine yer olmadığına ve davacı vekili için takdir olunan 2.500.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01.07.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy