(506 S. K. m. 33) (818 S. K. m. 125, 140) (4792 S. K. m. 24)
Dava: Davacılar Duran İ. ve diğerleri vekili Avukat Hasan Basri Özbey tarafından, davalılar Ayşe D. ve diğerleri aleyhine 4.11.1994, 5.9.1996 ve 24.4.2001 gününde verilen dilekçeler ile haksız eylem sonucu meydana gelen ölüm nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 3.10.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili ile davalı SSK Genel Müdürlüğü vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacıların davalı Ayşe A.'a yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
a )Dava Sosyal Sigortalar Kurumu Hastanesinde kurum görevlilerinin hatası sonucu desteğin ölümü nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece davacılar vekilinin 24.4.2001 havale tarihli davanın ıslah şeklinde nitelendirilen dilekçe ile istenilen maddi tazminat isteklerinin; Yargıtay bozmasından sonra ıslah dilekçesi verilemeyeceği ve zamanaşımının dolduğu gerekçeleri ile reddine karar verilmiştir. Davanın ıslahı olarak nitelendirilen dilekçe ayrı açılıp birleştirilen dava gibi kabul edilmelidir. Bu nedenle mahkemenin bu dilekçeyi davanın ıslahı olarak kabulü ile Yargıtay bozmasından sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesi doğru değildir. Ayrıca Sosyal Sigortalar Kurumu; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasasının 33 ve devamı maddelerine göre sigortalılara eş ve çocuklarına sağlık yardımı yapmak zorundadır. Bu durumda kurumun sorumluluğu 506 sayılı Yasadan doğmaktadır. Anılan Yasada sigortalı ile Kurum arasındaki konuya ilişkin davaların hangi tür zamanaşımına tabu olduğu ve süresi hakkında bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle sorunun genel hükümler ve özellikle Borçlar Yasasına göre çözümlenmesi zorunludur. O halde bu tür davalarda Borçlar Yasası'nın 125. maddesinde düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanır.
Somut olayda destek 28.7.1991 günü ölmüştür. Islah olarak nitelendirilen dilekçe ise 24.4.2001 tarihinde verilmiş ve harçlandırılmıştır. Ölüm tarihinden itibaren 10 yıllık süre geçmediğine göre bu istek için zamanaşımından red kararı verilmesi doğru bulunmamıştır.
b )Davalılar Ahmet A. ve Murat Ç. zamanaşımı itirazında bulunmadıkları ve zamanaşımının mahkemece kendiliğinden gözetilemeyeceği dikkate alınmadan davacıların 24.4.2001 tarihli dilekçe ile istedikleri tazminatlar için bu davalılar yönünden de zamanaşımı nedeniyle ret kararı verilmesi de doğru değildir.
3-Davalı Sosyal Sigortalar Kurumu Genel Müdürlüğü'nün temyizine gelince;
4792 sayılı Sosyal Kurumu Sigortalar Kurumu Yasası'nın 24. maddesi gereğince SSK'nın her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin ona harç yükletilmiş olması da diğer bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 2 ( a-b ) ve ( 3 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacıların davalı Ayşe A.'a yönelik temyiz itirazlarının ( 1 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy