(743 S. K. m. 648, 655)
Dava: Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 11/10/2001 gün ve 2001/4995-2001/9336 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava tespit istemine ilişkindir. Davacılar hazine adına kayıtlı Gemlik İlçesi Orhaniye Mahallesi 3 nolu parselin zilyedi olduklarını, taşınmaz üzerindeki bina ile zeytin ve incir ağaçlarının zilyedi olduklarına karar verilmesini istemişlerdir. Yerel mahkemece bina ile ilgili talep reddedilmiş, 75 adet zeytin, 3 adet ceviz ve 8 adet incir ağacının davacılara ait olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Dosya içindeki men'i müdahale dosyasına getirtilmiş bulunan tapu kaydındaki bilgilere göre tapunun 1968 yılında yapılan tapulama tespitine göre tesis edildiği, malikin hazine olduğu ve üzerindeki kerpiç kümesin Cemalettin Çakıcı'ya ait olduğu kaydının bulunduğu görülmektedir.
Muris Cemalettin Çakıcı'nın bu yerle ilgili tapu tahsis belgesi verilmesine dair isteğinin reddedilmesi üzerine adı geçenin idare Mahkemesine başvurduğu, Bursa 2. İdare Mahkemesinin 1990/683 Esas sayılı dosyasında idari işlemin uygunluğu gerekçesiyle davacının talebinin reddine karar verilmiş ve kesinleşmiştir. Dosya içindeki Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/385 Esas sayılı dosyasında hazine tarafından muris Cemalettin Çakıcı aleyhine bu taşınmazdaki yapı nedeniyle meni müdahale ve kal davası açıldığı, davalının müdahalesinin men'ine ve binaların kal'ine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler gözetilerek tespitin mümkün olup olmadığının, hukuki yararın bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir.
Dava açmakta hukuki yararın bulunup bulunmadığının tespiti hakim tarafından kendiliğinden incelenmesi gereken hususlardandır. Diğer dava şartları gibi bu şartın bulunup bulunmadığını değerlendirecek hakim, hukuki yarar yokluğu halinde işin esasını incelemeksizin davayı reddedecektir.
Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma diğer dava türlerinin de açılmasını gerektiriyorsa ve dava ile istenilen hususta verilecek karar belli bir sonuç doğurmuyorsa tespit davasını açmakta hukuki yararın bulunmadığı kabul edilebilir. Yani eda davası açılabilecek durumlarda tespit davası açılamaz. Bu düşüncenin devamı olarak, açılacak bir davada veya halen devam etmekte olan bir davada, iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek konular içinde tespit davasının açılamayacağının kabulü gerekir. Benzer bir durumda idari işlere esas olacak işlerde kendini gösterir. İdareyi belli bir konuda karar vermeye, eylem ve işlem yapmaya yönlendirecek nitelikte tespit kararı vermekte mümkün değildir. Aksinin düşünülmesi halinde[*] görev alanına karışma sakıncasının yanında, idarenin tespit kararı ile kendisini bağlı saymaması halinde gereksiz karar verilmiş olacağından karar saygı ilkesi zedelenir. Dava açmakta hukuki yararın bulunup bulunmadığı meselesi kararı uygulayacak kişi veya inerdin sübjektif tercihine göre değil hukuki gereklerine göre belirlenir.
Davacılar bu tespit davasını hangi nedenle açtıklarını dava dilekçelerinde açıklamadıkları gibi mahkemece de bu konu üzerinde durulmamış, davacıların taleplerinin nedeni açıklatılmamıştır.
Taşınmazın hazine üzerine tapulu olduğu, davacıların murisi aleyhine açılan kararla taşınmaz üzerindeki yapılar için meni müdahale ve kal kararı verildiği, murisin tapu tahsis belgesi isteğinin reddedildiği ve idari yargıya intikal ederek kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Medeni Kanunun 648. vd. maddelerinde taşınmaz ile üzerindeki yapının farklı kişilere ait olması halinde bu farklılığın nasıl giderileceği, kimin kimden hangi ölçüde tazminat isteyeceği belirlenmiştir. MK.'nun 655 maddede de ağaçlar ile ilgili isteklerde önceki maddelerin uygulanacağı belirlenmiş bulunmaktadır. Asliye Hukuk Mahkemesi yasal düzenlemeleri gözeterek meni müdahale ve kal istemini kabul etmiş ancak yapılar için davacılar murisine bir tazminat verilmesini öngörmemiş, yerel mahkeme anılan hükmü gözetilerek yapılarla ilgili isteğin' reddine karar vermiştir. Ağaçlarla ilgili isteğe gelince, tapunun tesis tarihi ve ağaçların yaşlarına dikkat edildiğinde davacılar murisi ve davacılar tarafından başkasının ( hazinenin ) taşınmazına ağaç dikildiği anlaşılmaktadır. Ağaçların dikilişi sırasında davacılar murisi ve davacıların iyiniyetli olup olmamasına, ağaçların kal'inin gerekip gerekmemesine göre ya ağaçların bulunduğu taşınmaz davacılara veya arz maliki hazineye ait olacak ve karşılığında arz davacılara verilirse davacılar arz bedeli için hazineye tazminat ödeyecekler, ağaçların hazineye ait olduğu yolunda karar verildiği takdirde de davacıların ağaçları dikerken iyiniyetli olup olmamalarına göre tam tazminat veya en az malzeme gideri hesabı ile bulunacak tazminat ağaçları dikmiş olanlara ödenecektir. Tüm bu incelemeler taraflardan birinin diğeri aleyhine açacağı tapu iptali ve tescil, meni müdahale ve kal veya tazminat davası gibi bir davada çözülecektir. Yukarıda anılan davaların hepsi eda davasıdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü içinde bu davalardan birinin açılması gerekir. Söz konusu davaların tamamında bu tespit davasında istenilenler tespit edileceğinden ayrı bir tespit davası açmakta hukuki yarar yoktur. Yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmi kabul kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir ise de karar dairemiz kurulunca onanmış olduğundan, davalının karar düzeltme istemi kabul edilerek hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir.
2-Yerel mahkemece ceviz ağaçları için istemi olmadığı halde bu konuda karar verilmesi de kabul şekli bakımından yanlış olup HUMK.'nun 74. maddesine aykırı olmakla beraber bu konu bozma nedenine göre ayrıca bozma nedeni sayılmamış yanılgıya değinilmekle yetinilmiştir.
Sonuç: Davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, dairemiz kurulunun 11/10/2001 tarih 2001/4995 Esas, 2001/9336 Karar sayılı onama kararı kaldırılarak yerel mahkeme kararının yukarıda ( 1 ) sayılı bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 4/2/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy