(818 S. K. m. 41, 49)
Dava ve Karar: Davacı N. C. vekili Avukat İbrahim Eryılmaz tarafından, davalılar A. T. ve A. İ. Y. aleyhine 15.2.2002 tarihinde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 13.12.2002 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla kanuna uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının davalılardan A.T.'a ait temyiz itirazlarının reddi ile adı geçen davalı hakkındaki hüküm onanmalıdır.
2- Davacının, davalı A. İ. Y. hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; dava kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı A. İ. Y., davacı ve sair hissedarları ile aralarındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kendisine verilmesi gerekirken bilgisi dışında başkasına devredildiği iddiasıyla gönderdiği ihtarnamede davacıya dolandırıcılık suçlamasında bulunmuştur. Dosyada mevcut bilgi ve belgelerden taraflar arasındaki kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre (1) s. bağımsız bölümünün davalıya verileceği anlaşılmaktadır. Ancak ne var ki, taşınmaz üzerinde kat irtifakı tesisinden sonra paydaşlardan K.Ş.'e düşen (1) s. bağımsız bölümün 10.3.1992 günlü resmi tapu satış senedi ile M. Ş.'ya devredildiği, aynı sözleşme ile (2) s. bağımsız bölümünde davalıya devredildiği görülmektedir. Böylece (1) s. bağımsız bölümün davalının da taraf olduğu bir resmi senet ile çok önceden başkasına satılmış olduğu ve dolayısıyla davalının bu durumu bildiği anlaşılmaktadır. Bundan uzun süre geçtikten sonra davacının taşınmazda hissedar olması sebebiyle yapmak durumunda kaldığı yeni bir işlem gerekçe gösterilerek gönderilen ihtarnamedeki "dolandırıcılık" suçlaması ağır ve gereksizdir. Davalı bir hak kaybına uğramışsa bunun bedelini isteyebilecekken hak arama amacını aşan dolandırıcılık şeklindeki sözleri hukuka uygun değildir. Bu sebeple uygun bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, davanın tümden reddedilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın (2) s. bentte açıklanan sebeplerle davalı A. İ. Y. aleyhine BOZULMASINA, davacının sair davalı A.T.'a ait temyiz itirazlarının ise (1) s. bentte gösterilen sebeplerle reddi ile bu davalı hakkındaki hükmün ONANMASINA, 07.07.2003 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalı A. T. noter olarak görevli olduğu işte, kendisine gelen ihtarnamede muhataba hakaret teşkil eden sözleri yazmaması görevinin gereği olduğu halde, dolandırıcılık sözcüğünün yazılı olduğu ihbarnamenin ilgilisine gönderilmesine vasıta olduğundan kişilik haklarına saldırıda bulunmuştur. Bu sebeple yerel mahkemenin adı geçen davalının saldırısı bulunmadığına dair kararının onanmış olmasına katılamıyorum. 07.07.2003 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy