(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 43)
Dava: Davacı Adalet Bakanlığı Ceza İnfaz Kurumları ile Tutukevi İş Yurtları vekili Avukat Yavuz Kafalı tarafından, davalılar Mehmet Güvercin ve Zeki Örencik aleyhine 21.4.2000 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 7.12.2001 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili Avukat Şükrü Kırdemir ve duruşmasız olarak da davacı vekili Avukat Yavuz Kafalı taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 1.10.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil Mehmet Güvercin ve vekili Avukat Şükrü Kırdemir ile karşı taraftan davacı vekili Avukat Yavuz Kafalı geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, davacıya ait işyurdunun müdürü ve saymanı olan davalıların vadeli satışlarda vade farkı ve gecikme zammı almadıkları nedeniyle uğranılan zararın giderilmesi için yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İşyurtları Kurumunun kuruluşu ve idaresine ilişkin 4301 sayılı yasada, kurum alacaklarının 6183 yasaya tabi bulunduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı, Maliye Bakanlığı genelgesinde ve 6183 sayılı yasada sözleşmeden doğan alacakların genel hükümlere tabi bulunduğunun açıklandığı görülmektedir. Somut olayda davacı zararının işyurdu ile gerek ve tüzel kişiler arasındaki özel hukuk sözleşmelerinden kaynaklandığı belirgindir. Vadeli satışlardan doğan alacakların tahsilinde gecikme olması durumunda 6183 sayılı yasanın uygulanacağına ilişkin olan yönetmeliğin 139. maddesindeki düzenlemenin, 4301 ve 6183 sayılı yasalarda (yasal) dayanağı bulunmamaktadır. Yasada düzenlenmeyen bir konunun yönetmelikte düzenlenmesi uygun olmadığı gibi, bir özel hukuk sözleşmesinin 6183 sayılı yasa kapsamına alınması da uygun görülmemiştir. Genel hükümler gereğince, tahsil edilemeyen asıl alacak tutarı ile vade farkı alacaklarına yasal faiz yürütülmesi gerekirken, mahkemece 6183 sayılı yasa gereğince gecikme zammı ile davalıların sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan işyurdu ile sözleşme yapan bazı kişilerin Adalet Bakanlığı görevlileri, yöneticileri, hakim sınıfından sayılan ve resmi kuruluşlar oldukları gözetildiğinde; davalıların bu sıfat ve konumunda bulunan kişi ve kurumları uyarmada çekingen davranmalarının kabul edilebilirliği ve somut olayın özelliği de gözetildiğinde BK.nun 43. maddesi uyarınca takdir edilecek oranda indirim yapılmak suretiyle sorumluluğa karar verilmesi gerekirken, bu yönün gözetilmemiş olması da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA davalıların diğer temyiz itirazları ile davacının tüm temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılar vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 01.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy