(1602 S. K. m. 20, 21) (2709 S. K. m. 157)
Davacı Milli Savunma Bakanlığı vekili Avukat Yasemin E. tarafından, davalı Kasım Melih D. aleyhine 25.10.2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 24.1.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalı astsubaya teslim edilen askeri malzemelerin, davalının gerekli önlemleri almaması nedeniyle zarar görmesi sonucu uğranılan zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davalı yöntemine uygun tebligata karşın davaya yanıt vermemiş, oturumlara da katılmamıştır. Yerel mahkemece, 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasasının 20 ve 21. maddeleri gereğince asker kişilerin askeri hizmetleri ile ilgili fiil ve eylemlerinden ya da işlemlerden kaynaklanan tam yargı dahil dava ve taleplerin Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Anayasa'nın 157. maddesinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin askeri olmayan makamlarca tesis edilmiş olsa bile, asker kişileri ilgilendiren ve askeri hizmete ilişkin idari işlem ve eylemlerden doğan uyuşmazlıkların yargı denetimini yapan ilk ve son derece mahkemesi olduğu belirtilmiş; 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Yasasının 20. maddesinin birinci fıkrasında da aynı düzenlemeye yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bir davaya bakabilmesi için; dava konusu idari işlem veya eylemin asker kişiyi ilgilendirmesi ve askeri hizmete ilişkin bulunması koşullarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.
Davaya konu edilen zararın davalının kusurlu eylemi sonucu gerçekleştiği ileri sürüldüğüne göre eylemin askeri hizmete ilişkin bulunduğundan söz edilemez. Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin davaya bakabilme koşullarından biri olan askeri hizmete ilişkin bulunma koşulu gerçekleşmediğinden, uyuşmazlığa konu edilen davanın çözüm yerinin Askeri Yüksek İdare Mahkemesine değil adli yargı yerine ait bulunduğu kabul edilmek gerekir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilerek işin esasının incelenmesi gerekirken, somut olaya uymayan gerekçeyle, yargı yolu bakımından dava dilekçesinin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 09.05.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy