(818 S. K. m. 47)
Dava: Davacı Emine S. vekili Avukat Ali Türkmen tarafından, davalılar H... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve Cemal A. aleyhine 8.10.1999 gününde verilen dilekçe ile trafik kazasından kaynaklanan yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.9.2001 günlü kararın Yargıtayda duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 19.3.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar adına Avukat Necati Bulutay geldi, karşı taraftan davacı adına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu olan olayda olay tarihi, kusur nisbeti, doğan sonuç ve yukarıdaki ilkeler değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminat miktarı fazladır. Daha ılımlı düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; davalılar vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/3/2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı, davalının ağır kusuru sonucu yaralanmıştır. Davacı, olay tarihinde 39 yaşındadır. Davacının bu haksız eylem sonucu iki ayağı kırılmış ve yaşama tehlikesi geçirmiştir. Şu haliyle %44 oranında kalıcı iş gücü kaybına uğramıştır. Olayın meydana gelmesindeki kusuru 2/8 dir. Kusurun 6/8 'i davalılara aittir.
İşte davacı bu olguları da gözeterek 20 milyar lira maddi, 30 milyar lira manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece verilen ilk kararla, 3 milyar 168 milyon lira maddi 2 milyar lira manevi tazminata hükmedilmiştir. Kararın davacı tarafından temyizi üzerine, dairece manevi tazminatın çok az olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. Uyulan bozma ilamı üzerine mahkemece, davacının sol bacağını kaybettiğini ve diğer olguları da gözeterek 20 milyar lira manevi tazminata hükmetmiştir. Dairece bu miktarın olay tarihide gözetilerek fazla olduğu gerekçesi ile karar bozulmuştur. Bozma nedenine katılamıyorum. Şöyleki; davacının ağır yaralandığı, bir bacağını kaybettiği bir olgudur. Davacı yaşamını kol ve ayak gücü ile sürdüren bir kişidir. Şimdi ise bu olanağı ortadan kalkmıştır. Böyle bir sonucun maddi tazminat nedeni olabileceği düşünülürse de, yaralanma ile, davacı, yaşamının ½ oranını yitirmiştir. Böyle bir kadının yaşama bağlılığı da ortadan kalkar. Yaşama duygusal bağlarını yitirir. İşte bu olgular ve davacının kusur oranını da gözeterek istemde bulunması uyulan bozma ilamında hükmedilen tazminatın özellikle çok az olduğunun belirtilmesi karşısında mahkemece takdir edilen miktar yerindedir. Kaldı ki, bu miktarın bir ölçüsü de yoktur. Somut olay ve paranın alım gücü itibariyle mahkeme kararı doğrudur. Onanması gerektiği düşüncesindeyim.
KARŞI OY YAZISI
Dava konusu olayda davacının bu olay nedeniyle %44 iş ve gücünden kalacak şekilde maluliyete uğradığı belirlenmiştir. Davacı sol bacağını da kaybetmiş ve vücut bütünlüğünü yitirmiş bulunmaktadır. Yerel mahkemenin u durumları göz önüne alarak; tayin ettiği manevi tazminat miktarı yerinde olduğundan kararımızın onanması gerektiği görüşündeyim, yüce çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy