(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı TC Merkez Bankası vekili Avukat Osman Günver tarafından, davalı Muzaffer Görürgöz ve arkadaşları aleyhine 23.12.1996 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 28.11.2001 günlü kararın Yargıtay da duruşmalı olarak incelenmesi bir kısım davalılar ve duruşmasız olarak davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 9.7.2002 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan asil M. Görürgöz ve vekili Avukat A. Üstünbaş ile diğer davalılardan asiller H. Kılıç, F. Kalyon ve N. Kalyon ve karşı taraftan davacı banka vekili Avukat M. Özyiğit geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davalıların temyizine gelince; davacı TC Merkez Bankası dava dışı Mehmet Sorkun'un Kredi Mektuplu Döviz Hesabından sahte kimlik belgesine dayanılarak düzenlenmiş olan vekaletname ile para çekildiğini, davalı Hasan Kılıç ve Fahrettin Kalyon'un Ankara 9. Noteri yeminli katibi diğer davalı Nazım Kalyon'un ise Noter başkatibi olduğunu, anılan kişilerin gerçek hesap sahibi olan Mehmet Sorkun adına düzenlenen sahte kimlikle ve pasaport aslını görmeden düzenledikleri vekaletname ile paranın çekilmesine neden olduklarını, davalı Muzaffer Görürgöz'ün Ankara 9. Noteri olup 1512 sayılı yasanın 162. maddesi gereğince çalışanlarının eylemlerinden kusursuz sorumluluğu bulunduğunu belirtilerek eylem nedeniyle uğranılan zararın ödetilmesini istemiş yerel mahkemece istem doğrultusunda kararı temyiz etmeyen ve kimlik belgelerinde sahtecilik yapan kişilerle birlikte anılan davalıların da hükmedilen tazminat ile sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
Dosyadaki ve ceza dosyasındaki bilgi ve belgelerden davalı Sezai Karadeniz'in Almanya'da işlediği bir suçtan dolayı cezasını çektikten sonra sınırdışı edilerek Türkiye'ye geldiği, Türkiye'de Ali Alan ve Merkez Bankası İşçi Dövizleri Genel Müdürlüğünde şef yardımcısı olarak çalışan Mehmet Kumru ile tanışıp samimiyet kurdukları, Sezai Karadeniz'in Mehmet Kumru'nun maddi sıkıntı içinde olmasından yararlanarak Merkez Bankasındaki hesaplardan sahte vekaletname ile para çekme konusunu gündeme getirdiği, Mehmet Kumru'nun tereddüt etmesi üzerine Ali Alan ve Ahmet Karadeniz'in devreye girdikleri ve bankadan sahte vekaletname ile para çekme konusunda fikir birliğine vardıkları, davalı Mehmet Kumru'nun bankada fazla miktarda parası olduğunu tespit ettiği Mehmet Sorkun'a ait hesaptaki bilgi ve belgelerin fotokopilerini gizlice çekip işbirliği içinde olduğu davalılara verdiği sahte vekaletname düzenlenmesi için sahte nüfus cüzdanına ihtiyaç olduğundan bu işlerden anlayan davalı Ali Dönmez aracılığı ile davalı Hürşehit Ulusoy ve Hayati Urgun ile anlaşıldığı, davalı Hürşehit Ulusoy'un hesap sahibi Mehmet Sorkun'a benzediği anlaşıldığından onun yerine geçmesine karar verildiği ve H. Ulusoy'un bu nedenle sakal bırakıp resim çektirdiği, davalı Ali Dönmez öncülüğünde sahte nüfus cüzdanı temin etmek amacıyla Demetlale Muhtarlığından alınmış gibi görülen sahte nüfus cüzdanı değiştirme belgeleri ile ikametgah il muhaberi düzenlenip Yenimahalle Nüfus Müdürlüğüne gidilerek vekil olacak Zekeriya Sorkun kimliği ile A. Alan'a, M.Sorkun kimliği H.Ulusoy'a sahte nüfus cüzdanı çıkartıldığı ve vekaletname düzenlenmesi için Ankara 9. Noterliğine gidildiği, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 20.8.1998 tarihli ilamında da belirtildiği gibi iğfal kabiliyeti bulunan belgelerle noterlikteki işlemlerin tamamlandığı, davalı 9. Noter yeminli katibi Fahrettin Kalyon tarafından hazırlanan vekaletnamenin Mehmet Sorkun'un mazerete nedeniyle notere gelemeyeceği beyan edildiğinden yine Noter yeminli katibi davalı Hasan Kılıç aracılığıyla Mehmet Sorkun olarak bilinen ve gerçekte H.Ulusoy olan davalının beklemekte olduğu otele gidildiği, imzaların tamamlatılıp vekaletnameye yapıştırılacak resimlerde alınarak dönüldüğü ve bu şekilde tamamlanıp hazırlanan vekaletnamenin o sırada davalı Ankara 9. Noteri M. Görürgöz'ün işi nedeniyle bulunmaması sebebiyle davalı ve imza yetkisi olan Nazım Kalyon tarafından onaylandığı ve düzenlenen bu vekaletname ile davacı Merkez Bankasından 1.488.180 mark çekildiği ve çekilen paranın hakkında dava reddedilen davalılar ve M. Görürgöz, Hasan Kılıç, Fahrettin Kalyon ve Nazım Kalyon dışındaki davalıların arasında paylaşıldığı anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayın yukarıda anlatılan gelişimi gözetildiğinde; davalılar M. Görürgöz, Hasan Kılıç, Fahrettin Kalyon ve Nazım Kalyon'un aldatma niteliği (iğfal kabiliyeti) olan belgelerle vekaletnameyi düzenledikleri, davacı bankada bulunan kredi mektuplu Döviz Hesabındaki tüm bilgilerin davacının çalışanı olan davalı M. Kumru tarafından cezada mahkum olan diğer davalılara verilerek belgelerin düzenlendiği, davacı bankanın çalışanı ve hesap bilgilerinin korunması ve denetimi konusunda özensiz davranışının sonuca neden olduğu görülmektedir. Sahte ve iğfal kabiliyeti olan kimlik belgelerini düzenleyen davalıların eylemleri ve davacı çalışanı Mehmet Kumru'nun eylemi ağır kusur oluşturduğundan zarar ile kararı temyiz eden davalılar M. Görürgöz, Hasan Kılıç, Fahrettin Kalyon ve Nazım Kalyon'un eylemleri arasındaki illiyet bağı kesilmiştir, bu nedenle de anılan davalıların sorumluluğundan söz edilemez. Yerel mahkemece açıklanan yönler gözetilerek davanın mümeyyiz davalılar yönünden reddedilmesi gerekirken hükmedilen tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, davacının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan M. Görürgöz vekili için takdir olunan 250.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davacıya yükletilmesine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 9.7.2002 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
1-Dosyadaki delillere göre vekaletnamenin düzenlenmesine noter dairesinde başlanılmış, vekaletname verecek kişinin noterliğe gelmemesi nedeniyle adı geçen kişinin imzası bulunduğu otelde alınmış, buna rağmen düzenlemenin tamamının noterde yapıldığı şeklinde tutanak tanzim edilmiştir. Bu düzenleme biçimine göre yetkili kişinin dikkatli biçimde tanzim etmediği vekaletnameden zarar doğduğuna göre evrakı tanzim edenler sorumlu olup Noter de Noterlik Kanunu'nun 1621. maddesi gereğince sorumlu olduğundan adı geçenlerin sorumlu olmadıkları yönünde bozma kararı verilmesi uygun olmamıştır.
2-Borçlar Kanunu'nun 83. maddesinin 1. fıkrasına göre "mevzuu para olan borç memleket parası ile ödenir". Taraflar arasında sözleşme varsa bu kuralın dışına çıkılabilir. Maddede ki kural kamu düzeni ile ilgili olduğu için her aşamada ve talep olmasa bile göz önünde bulunacak hususlardandır.
Davaya konu uyuşmazlığın hukuki dayanağı sözleşme değil haksız fiildir. Zarara sebep olan olayda kaybedilen malın olay tarihindeki değeri zararın tazmininde esas alınmalıdır. Dava konusu edilen malın yabancı para ile alınmış olması veya yurt içinde imal edilmiş bulunması etkili değildir. Aslolan olay tarihindeki değeridir. Kaide ten istek Türk parası esas alınarak yapılmalıdır. Eğer davacı Türk parası dışında bir para üzerinden istekte bulunmuşsa, bu paranın istek tarihindeki kur üzerinden karşılığı tespit edilerek, HUMK.nun 74. maddesine uygun talep miktarı belirlendikten sonra yargılama yapılarak, sonuçta gene Türk parası üzerinden karar verilmesi gerekir. HGK.nun 19.2.2001 gün 2001/19-17 esas, 2001/151 karar sayılı kararında da bu görüş aynen uygulanmıştır. Bu nedenle uygulama yeri bulunmayan tahsil tarihindeki yabancı paranın karşılığının tahsiline karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Yukarıda iki maddede yazılan nedenlerle, yüce çoğunluğun kararına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy