(1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı Hazine vekili Avukat Hatice Ak tarafından, davalı Ahmet Öğe aleyhine 27.7.1998 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin reddine dair verilen 24.1.2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunduğu iddia edilen göl yatağına ekilen ürün parasının alınması istemine ilişkindir. Yerel mahkemece istem kabul edilmiş; kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, dava konusu edilen yerin Akşehir Gölü sularının çekilmesiyle ortaya çıkan ve ekilebilirlik kodundan aşağı seviyede kalan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, hiçbir hakkı bulunmadığı halde davalının burayı ektiğini ileri sürmüştür. Mahkemece olay yerinde keşif yapılarak davalının dayandığı tapu kaydı uygulanmış, çekişmeli yerin dayanak tapu kapsamı içinde kaldığı, 2886 sayılı Devlet İhale Yasası ile 6183 sayılı Kamu Alacaklarının Alınmasına İlişkin Yasa gereğince ecrimisil alınabileceği benimsenerek istem reddedilmiştir.
Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden; dava konusu yerin 170 hektar miktarı ile Cilt 71, Sayfa 139, Sıra 73 ve 25.3.1939 tarihli tapu ile davacı adına kayıtlıyken 63 ile 75 sıra numarası ile çeşitli kişilere dağıtıldığı, bunlardan birinin de davalının dayandığı 22.8.1939 tarih ve 71 sıra numaralı tapu ile kuzey sınırı göl olarak gösterilmek suretiyle Sadık Kılıç, eşi Zahide, kızı Esma ve oğlu İbrahim Kılıç'a iskanen verildiği anlaşılmaktadır. Davalı ise, ektiği yerin davacıya ait olmayıp Sadık Kılıç ve ailesi ile Zakir Kılıç'a iskanen verilen tapulu yerlerin bir kısmı olduğunu savunmaktadır. Mahkemece, yukarıda açıklanan tapu getirtilmiş ise de Zakir Kılıç'a ait olduğu savunmada açıklanan tapu kaydı ile bu yerlere ait dağıtım krokisi ve diğer komşu parsellere ait tapu kayıtları ve krokileri de getirmeden keşif yapılmıştır. Eksik belgelerle yapılan keşif ve tapu uygulamasından sağlıklı bir sonuca ulaşılması düşünülemez.
Diğer taraftan, 17.10.2000 günü yapılan keşifte görüşüne başvurulan mahalli bilirkişi Hasan Bayram, taşınmazın göl yatağı niteliğinde olup üzerinin kamışlarla örtülü olduğunu ve hazineye ait bulunduğunu; 12.6.2001 günlü keşifte dinlenen mahalli bilirkişi Zeki Yılmaz Kankılıç ise, taşınmazın daha önce göl suları altında kalmakla birlikte zamanla gölün çekilmesiyle ortaya çıktığını ve tarla niteliğine dönüştüğünü açıklamışlardır. Bilirkişilerin bu açıklamaları davacının iddiasını doğrular niteliktedir. Ayrıca, tapu kaydının bir sınırı göl okumaktadır ve fiilen de gölün mevcut bulunduğu anlaşılmaktadır. Gölün yapısı ve göldeki çekilme gözetildiğinde, göl sınırının genişlemeye elverişli olduğu benimsenmelidir.
Bu durumda, dava konusu olan taşınmazın göl olan sınırında bir genişleme olup olmadığı, davalının ektiği yerin bundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirlenmelidir. Bunun için de; Zakir Kılıç'a ait taşınmazın tapu kaydı ile 22.8.1939 tarih ve 71 sıra nolu taşınmazın ve bu iki taşınmaza komşu diğer taşınmazların tapu kayıtları ve dağıtım krokileri getirtilerek, dava konusu yeri iyi bilen yaşlı ve tarafsız yerel bilirkişilerin ve tarafların gösterdikleri tanıkların bilgilerine başvurularak tapu kayıtları ve krokiler yerlerine uygulandıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Yerel mahkemece, anılan yönler gözetilmeksizin, eksik incelemeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA 03.10.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy