(2709 S. K. m. 135)
Dava: Davacı Fehmi Gültekin vekili Avukat deniz Kayalak tarafından, davalı Sinan Aygün aleyhine 7.12.2000 tarihinde verilen dilekçe ile haksız eylem sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; maddi tazminat isteminin reddine; manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne dair verilen 29.1.2002 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat isteminin reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı, başkanı olduğu Ankara Ticaret Odası tarafından düzenlenen, Yolsuzluk Kıskacında Türkiye konulu panelde bir konuşma yapmış ve bu konuşması basın yayın organlarında da yer almıştır. Davaya konu konuşmada davalı, kamu görevinden ayrılan üst düzey bürokratlarla ilgili olarak nüfuz casusları nitelendirmesinde bulunmuş ve aralarında davacının da bulunduğu birçok kişi hakkında, Kamu Görevlerinden Ayrılanların Yapamayacakları İşler Hakkında Yasa uyarınca işlem yapılması gereğini dile getirmiştir. Davalının başkanı bulunduğu meslek odası bir anayasal kamu kuruluşudur. (Anayasa m.135). Sair yandan, yolsuzluk konusunun da ülke ekonomisi ve siyaseti bakımından önem ve değeri ile güncelliği açıktır. Davalının, böylesi bir konuda açıklama yapması, uyarması, yol gösterme ve kamuoyu oluşumuna katkıda bulunması; hem hakkı ve hem de işgal ettiği yer itibariyle görevidir. Sair yandan; herkes tarafından bilinen, çeşitli alanlarda dile getirilmesine karşın somut da bir sonuç alınamayan ülke sorunlarında, davacının sert ve incitici eleştiri niteliğindeki sözlerinin, kamusal eleştiri hakkının kapsamında olduğu ve konunun özelliği gereği düşünsel bağlılık içerdiği kabul edilmelidir. Böylesi, toplumsal ve güncel bir konuda, davacının her sözünü tartarak söylemesini beklemek ve öngörmek, bu hakkın ve yetkinin kullanılmasını adeta olanaksız kılma anlamına gelmektedir. Bütün bu açıklamalar ışığında, davaya konu sözlerde üstün kamusal yarara dayanan uyarı ve eleştiri hakkının varlığı benimsenmelidir. Çatışan yararlar dengesi karşısında, davalının üstün nitelikteki eleştiri hakkı hukuken korunmalı; hukuka uygunluk nedeninin varlığı göz önünde tutulmalıdır. Mahkemece, yanılgılı gerekçelerle hukuka aykırılığın varlığının kabul edilmesi, usul ve kanuna aykırı olup; kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın, yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 09.10.2002 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy