(818 S. K. m. 53)
Dava: Davacı Sağlık Bakanlığı vekili Avukat Mehmet Kalsen tarafından, davalı A. Şeref Erdem vd. aleyhine 11.6.1993 gününde verilen dilekçe ile davalıların haksız eylemi nedeniyle kuruma verilen zararın ödettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 27.12.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve müdahil vekilleri tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesi istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava reddedilmiş, karar davacı ve müdahil idare tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, Bucak 50 yataklı devlet hastanesi inşaatı işinde, davalıların gerekli denetlemeyi yapmamaları nedeniyle gerek sahte hak edişlere dayalı gerekse gerçek bedeli yansıtmayan hak edişlere göre müteahhide fazla ödeme yapılmasına neden olduklarından uğradığı zararın ödettirilmesini istemiştir. Davalılar haklarında açılan zimmet, istilasen zimmet, rüşvet alma, görevi kötüye kullanma ve ihmal suçlarından yargılanmışlar ceza davası, zamanaşımına uğramakla ortadan kaldırılmıştır. Yerel mahkemece davalıların görevlerini ihmal etmelerine dayalı olarak dava açıldığı ve fakat ceza davası zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldığından davalıların cezai olarak sorumlu tutulamayacakları, görevi ihmal ettikleri sübut bulursa hukuki açıdan sorumlu tutulabilecekleri, bu husus ceza dosyası ile subuta vermediğinden dava reddedilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesinin delil yetersizliğinden beraat, zamanaşımı ve kusura ilişkin kararları hukuk hakimini bağlamaz. Başka bir deyimle kişi ceza dosyasında atılı suçtan beraat etse de, hukuki sorumluluğu olabilir. Davalıların müteahhidin sahte olarak düzenlediği hak edişleri ödemeleri, hak edişlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı konusunda gerekli metraj vb. ölçümleri yapmadan, hak edişleri denetlemeden ödeme yapmaları görevlerini ihmal ettikleri ve kusurlu bulunduklarını gösterir. Şu durumda gerek davalıların meydana gelen zarar nedeniyle sorumlu oldukları miktar ve gerekse davada hem davacı hem de müdahil bulunduğundan bunların birlikte mi, ayrı ayrı mı veya birinin mi zarara uğradığı belirlenerek varılacak sonuca göre hüküm kurmak gerekirken, tazminat hukukunun ilkeleri ile ceza hukukunun ilkeleri birbirine karıştırılmak suretiyle davanın reddi usul ve yasaya aykırı düştüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA ve temyiz eden Özel İdare Müdürlüğünden peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy