(233 S. KHK m. 15, 16, 17)
Dava: Davacı Abdullah G. vekili Avukat Mehmet Sağlam tarafından, davalı TEDAŞ Genel Müdürlüğü aleyhine 1/5/2001 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali ve tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın husumet nedeni ile reddine dair verilen 23/10/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tazminat ve icra takibine itirazın kaldırılması isteğine ilişkindir. Dava dilekçesinde, elektrik hattından cereyan çarpması sonucu yaralanma nedeniyle ilk davada hükmolunan miktardan artakalan maddi zararın giderilmesi ve aynı konudaki icra takibine itirazın kaldırılması istenmiştir. Mahkemece davanın, itirazın kaldırılması isteğine ilişkin bulunduğu kabul edilerek icra takibindeki hasmın bu davada değiştirilemeyeceği gerekçesiyle, davanın genel müdürlük aleyhine değil il dağıtım müessesesi aleyhine açılması gerektiği belirtilerek pasif husumet yokluğu nedeniyle dava reddedilmiştir. Oysa dava dilekçesinde itirazın kaldırılması yanında, uğranılan maddi zararın da istenmiş olduğu görülmektedir. Diğer bir ifadeyle dava, tazminat davası niteliğindedir. Bu nitelikte bir dava, icra takibiyle ilişkili bulunmadığı gibi genel hükümlere göre incelenip sonuçlandırılmalıdır. Öte yandan Tedaş Genel Müdürlüğü, 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 15. ve devamı maddeleri gereğince ülkedeki işletmelerini müessese olarak teşkilatlandırmış ve onlara tüzel kişilik kazandırmıştır. Müesseseler ile genel müdürlük arasında yakın ilişki ve sıkı bir bağlantı bulunduğu belirgindir. Davaya konu edilen zararın elektrik hattından kaynaklanması nedeniyle ve belirtilen bağ gözetilerek davacının genel müdürlüğü hasım göstererek tazminat davası açmasının temsilcide yanılma olarak kabulü gerekmektedir. Şu durum karşısında, dava dilekçesinde tazminat da istenmiş olması ve temsilcide yanılma bulunması gözetilerek, davacının doğru hasıma karşı davasını yöneltmesine olanak verilmesi gerekirken, yazılı şekilde husumet yokluğu nedeniyle davanın reddedilmesi uygun bulunmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/4/2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy