(4721 S. K. m. 15, 16) (818 S. K. m. 54)
Dava: Davacı H.A. ve diğerleri vekili Av. R.E. tarafından, davalı L.S. ve diğerleri aleyhine 11/11/1999 gününde verilen dilekçe ile yaralama eylemi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 14/5/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacılar H.Y.A. ve M.A.'nın temyiz itirazları reddedilerek haklarındaki hüküm onanmalıdır.
2- Davacı H.A.'nın temyiz itirazlarına gelince; dava, davalı küçük L.S.'nin davacıyı yaralama eylemi nedeniyle manevi tazminat isteğine ilişkindir. Mahkemece davalının yaşının küçüklüğü nedeniyle temyiz kudretinin (ayırt etme gücünün) bulunmadığı ve hakkaniyete uygun düşmeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava dosyasındaki bilgi ve belgelere göre davacı ve davalı küçük çocuklar arkadaşları ile birlikte merdivende sıkışarak otururlarken önce davalının düştüğü, bunun üzerine davalının kalkarak davacıyı itip aşağıya düşürmek suretiyle yaralanmasına neden olduğu anlaşılmaktadır. MK.'nun 15 ve 16. maddeleri ile Borçlar Kanununun 54. maddesine göre ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükler işledikleri haksız eylemlerden sorumludurlar. Ancak bu sorumlulukları olayın göstereceği özelliklere göre kısmen veya tamamen kaldırabilir. Dava konusu olayın meydana geliş şekli, davacının yaralanma derecesi gözetildiğinde mahkemece davalının sorumluluğunun tamamen kaldırılmış olması hakkaniyete uygun değildir. Olayın gösterdiği tüm özellikler birlikte değerlendirmek suretiyle hakkaniyete uygun oranda bir indirim yapılarak davalının sorumlu tutulması gerekir. Mahkemece bu yönler üzerinde durulmadan yazılı şekilde karar verilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte açıklanan nedenle davacı H.A. yararına BOZULMASINA; davacılar H.Y.A. ve M.A.'nın temyiz itirazlarının ise (1) sayılı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile onlar hakkında hükmün ONANMASINA ve aşağıda yazılı onama harcının H.A.'dan gayrı davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın bundan mahsubuna 18.11.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy