(1086 S. K. m. 283)
Davacı A. Gül vekili Avukat C. Ergün tarafından, davalı A. Tütüncüler aleyhine 25.08.1997 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın ödettirilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; verilen kararın dairece bozulması üzerine bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.03.2002 günlü kararın Yargıtay' ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, komşusu olan davalının dairesinden sızan suların kendi dairesine verdiği zararın tazminini istemiştir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, tarafların temyizi üzerine karar; davacı yararına olmak üzere; davacı dairesinin duvar kağıtları ve kapı doğrama aksamında meydana gelen zararın kapsamının belirlenmesi; gerek tespit sırasındaki gerekse yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporlarının örtüşmeyip denetime elverişli olmamaları; yargılama sırasında alınan raporun hükme dayanak yapılmasının gerekçesi olmayışı ve faiz başlangıcı yönlerinden bozulmuştur. Davalının karar düzeltme isteminin reddi üzerine yerel mahkemece bozmaya uyulmuş, bozma yönünde denetime elverişli bilirkişi raporu alınması yönünden inceleme yaptırılmış, yeniden bilirkişi raporu alınmışsa da; davacı tarafından davadan önce yaptırılan tespitte alınan bilirkişi raporuna davalı tarafından itiraz edilmediği gerekçe gösterilerek tespitte alınan bilirkişi raporundaki miktar kabul edilerek hüküm kurulmuş bu hükmü davalı temyiz etmiştir.
15.04.1964 gün, 4/98-324 sayılı Hukuku Genel Kurulu Kararında da belirtildiği üzere "Takdiri deliler, ister davadan önce delil tespiti yoluyla ister dava sırasında umumi hükümler dairesinde toplanmış olsun mahkemece daima tartışma konusu yapılabilir." Davalının yokluğunda yapılan tespit bilirkişi raporuna yargılama aşamasında itiraz edilmiş olduğuna göre, buna karşı yapılan itirazın mahkemece usulünce incelenmesi gerekir. Nitekim yerel mahkeme de bu itirazları ciddi bu1arak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmış bu incelemede zamanla tespitte zarar olarak nitelendirilen bazı kalem istemlerde zararın oluşmadığı ve önceki bozmamız ile de bu tespit raporunun denetime elverişli olmadığı saptanmış olduğuna göre; bu rapor esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir.
Şu durumda yerel mahkemece yapılacak iş tespit sırasındaki bilirkişiden alınan rapor ile keşif sırasında alınan bilirkişi raporları ve zararı değerlendiren ek, 31.10.2001 tarihli rapora göre tazminata hükmetmekten ibaret olup, yazılı gerekçe ile tespit raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 15.01.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy