(5680 S. K. m. 16, 17) (818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 4)
Dava: Davacı Muzaffer Candan vekili Avukat Atilla Dengi tarafından, davalı Hürgüç Gazetecilik AŞ ve diğerleri aleyhine 25.3.1999 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle 5 milyar lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12.10.2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraflar vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının tüm, davalıların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dava basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. 5680 sayılı basın yasası gereğince yapılan yayından dolayı davalılardan Hürgüç Gazetecilik AŞ hakkında da sorumluluğa hükmedilmek üzere dava açılmıştır. Açılan davaya karşı süresi içinde yöntemine uygun zamanaşımı defi ileri sürülmüştür. Davacı buna karşı davalı gerçek kişiler hakkında ceza davası bulunduğunu beş yıllık ceza zamanaşımının dolmadığını belirtmiştir. 5680 sayılı Basın Yasasının 16 ve 17. maddesinde yapılan yayından dolayı kimlerin cezai ve hukuki sorumluluğu bulunduğu açık biçimde ifade edilmiştir. Somut olayda davacı hakkındaki yayın davalı Hürgüç Gazetecilik AŞ'nin sahibi olduğu Tempo Dergisinin 26.6.1996 ve 17.7.1996 günlü sayılarında yayınlanmış, bu yayınlardaki yazılar diğer davalı Yüksel Mutlu tarafından yazılmış olup, sorumlu müdürü de diğer davalı M. Muhittin Sirer'dir. Eylemin suç oluşturması durumunda cezai sorumluluk yazıyı yazana ve sorumlu müdürüne aittir. Yayın sahibinin ceza sorumluluğu bulunmamaktadır. Şu durumda davalı Hürgüç Gazetecilik AŞ hakkında uzamış ceza zamanaşımının uygulama olanağı bulunmamaktadır. Olayda haksız eylemlerde uygulanan bir yıllık zamanaşımı süresinin gözönünde tutulması gerekir. Yayınlar 26.6.1996 ve 17.7.1996 tarihlerinde yapılmış olup eldeki dava ise 25.3.1999 gününde açılmış bulunduğuna göre olayda bir yıllık zamanaşamı süresi yayının sahibi yönünden geçmiş olduğu kabul edilerek davalı Hürgüç Gazetecilik AŞ hakkındaki davanın bu nedenle reddi gerekirken, bu davalının da sorumluluğuna karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
b) Davacı manevi tazminat yanında karar özetinin yayınına karar verilmesini de istemiş, yerel mahkemece manevi tazminat ve hüküm özetinin yayınlanmasına karar verilmiştir. BK.un 49. maddesinde hakimin tazminatın ödenmesi yerine diğer bir yaptırıma veya ilave bir yaptırımı öngören bir karar verebileceği gibi, saldırıyı kınayan bir hükümde kurabileceği öngörülmüştür. Medeni Kanun'un 4. maddesinde ise yasanın takdir hakkı tanıdığı durumlarda hakimin somut olaydaki olguları gözeterek hak ve adalete göre karar vereceği düzenlenmiştir.
Davaya konu edilen olayda, mahkemece istenen tazminatın kısmen hüküm altına alınması ile, davalıların hukuka aykırı eylemlerinin sabit olduğu belirlenmiş, böylece hem hukuka aykırılığın saptanmış olması hem de yararına tazminata hükmedilmekle davacının tatmin duygusu sağlanmış bulunmaktadır. Somut olayın özelliğine, haberin verilişinden bu yana uzun bir sürenin geçmiş bulunmasına ve Borçlar Kanunu'nun 49/2. maddesindeki ölçüler esas alındığında ayrıca yayına da karar verilmiş olması uygun görülmemiştir. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (2 a,b) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına BOZULMASINA, davacının tüm, davalıların ise diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.09.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy