(4721 S. K. m. 13, 15) (818 S. K. m. 54)
Dava: Davacı Mehmet Oduncu vekili Avukat Yüksel Köse tarafından, davalılar Salman Yüksel ve Özgür Yüksel aleyhine 5.6.2002 tarihinde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 5.6.2003 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak tetkiki davalılar tarafından süresi içerisinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 24.2.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asiller Salman Yüksel ve Özgür Yüksel geldi, karşı taraftan davacı adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı sebebiyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davaya konu yayınlar, Ankara Çetesinin Vatan Kurtarma Operasyonları ve Çetenin Kimliği adlarını taşımaktadır. Davacı ile ilgili bölüm ise, Çetenin Kimliği adlı kitabın 128 ve 129. sayfalarında yer almaktadır. Burada yazılanlarla ilgili olarak, gerçekliğin kanıtlanmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu açıktır.
Davaya konu yazıların yer aldığı kitabın yazarı, davalılardan Salman Yüksel'in ayırtım gücünden yoksun bulunduğu çekişmesiz olup; mahkemenin de kabulündedir. Adı geçenin, hakkaniyet gereğince hukuka aykırı eylem sebebiyle sorumluluğu benimsenmiş ve tazminata hükmedilmiştir.
Kural olarak, haksız eylemlerden sorumluluk kusura dayanır. Kusur sorumluluğu için de, ayırt etme gücünün varlığı gerek ve yeter koşuldur. (YTMK.m.13). Sair yandan, yasada gösterilen ayrık durumların varlığı halinde, ayırt etme gücü bulunmayanlar da sorumlu tutulabilirler. (YTMK.m.15). Bu ayrıksı durumlardan biri ise, BK.m.54/1 hükmü ile düzenlenen hakkaniyet gereğine dayalı objektif sorumluluk halidir.
Bu düzenleme ile hakime, geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Bu yetkinin, her olayı çevreleyen koşulların göz önünde bulundurularak kullanılması gerekir. Bu bağlamda, ayırt etme gücü bulunmayanın eyleminin doğurduğu özel tehlike; ayırt etme gücü bulunmamasına karşın, objektif ölçüler içerisinde ona yüklenilebilecek bir kusurun varlığı; ayırt etme gücü bulunmayanın, eylem sırasındaki öznel durumu ve zarar görene yönelik tutumu ile tarafların ekonomik varlıklarının göz önünde tutulması gerekir. Özellikle, eylemde bulunanın sorumluluğunun, onun yönünden rahatlıkla katlanılabilir; zarar gören bakımından ise hissedilir ölçüde ekonomik sonuçlar doğurması durumunda sorumluluk benimsenebilir.
Somut olayda, davalılardan Salman Yüksel'in, 1994 yılından beri paranoid bozukluk tanısı ile kısıtlandığı; ayrı yerde yerleşik oğlu, sair davalının vesayeti altında bulunduğu; emekli öğretmen olduğu ve emekli aylığı aldığı; eşinden boşandığı, anlaşılmaktadır. Davacı ise, il vali yardımcısıdır.
Davalı Salman Yüksel'in, çevre bakımından saldırgan tutum ve davranışlarının olmadığı; söz konusu kitapların basım yeri ve tarihlerinin bulunmadığı; sair yandan, kitapların büyük bölümünün aynı konulara ait çeşitli yayınlardan alıntı niteliğinde olduğu görülmektedir. Alıntılanan genel nitelikteki değerlendirmelerin, özelinde davacı ile ilişkilendirilmesinin; bu davalının paranoid bozukluk olarak ifade edilen rahatsızlığı ile ilgili olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davaya konu tutumunun; objektif ölçüler içerisinde kendisine yüklenilebilecek bir kusur olarak, kabul edilmemesi gerekir. Sair yandan, belli bir sürece yayılan davranışının da; rahatsızlığı ile ilgili olduğu benimsenmelidir. Yine, dosyada bulunan karar örneklerinden davaya konu yazıların yer aldığı kitapların toplatılmasına karar verildiği ve şu haliyle davacıya yönelik hukuka aykırılığın sürmesinin önlendiği anlaşılmaktadır. Sair yandan davalı tarafın, sınırlı bir ekonomik güce sahip olduğu da açıktır. Davacının ise sosyo-ekonomik durumu, davalılara göre daha üst düzeydedir. Bu bakımdan da, hakkaniyet sorumluluğundan söz edilmemek gerekir. Bütün bu açıklamalar karşısında, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçelerle kabul kararı verilmesi; usul ve kanuna aykırı görülmüş ve kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın, yukarda gösterilen sebeple BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 24.02.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy