(3984 S. K. m. 4) (818 S. K. m. 49)
Dava: Davacı Genç Parti Genel Başkanlığı vekili Avukat Şaylan Çığgın tarafından, davalı Tülay Çetin Güleç aleyhine 9.10.2002 gününde verilen dilekçe ile kişisel kusurdan doğan manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 20.3.2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 16.3.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat H. Şahin Dost ile karşı taraftan davalı asil Tülay Çetin Güleç ve vekili Avukat Dilara Duman geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının üyesi bulunduğu Radyo ve Televizyon Üst Kurulu'nun, seçim döneminde de yayınların izlenmesi ve denetimi ile görevli olduğunu; Yüksek Seçim Kurulu kararı ile tek yanlı ve siyasi partiler arasında fırsat eşitliğine aykırı yayın yapılamayacağının belirlendiğini; ancak, davalının belirlenen görevini yerine getirmediğini, eşitliğe aykırı ve tek yanlı yayınlara göz yumduğunu ve kusurlu bulunduğunu ileri sürerek tazminat isteminde bulunmuştur.
Dava dilekçesindeki bu anlatım biçimi itibariyle, davalının kişisel kusuruna dayalı olarak uğranılan zararın manevi tazminat olarak istendiği anlaşılmaktadır. Böyle bir istem ve davada her türlü kanıt getirilebilir. Şu durumda, taraflara kanıtlarını bildirme olanağı tanınmalı ve bildirilecek kanıtlar toplanılmalı ve ayrıca davaya konu yayınların 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkındaki Kanun'un 4. maddesinde öngörülen yayın ilkeleri ile, davaya dayanak oluşturan 7.8.2002 tarih ve 426 sayılı Yüksek Seçim Kurulu Kararı'na uygun olup olmadığı araştırılmalı ve davalının kişisel kusuru bulunup bulunmadığı saptanılmalıdır.
Mahkemece, HUMK. m. 213 ve devamında öngörülen soruşturma (tahkikat) kuralları gerekleri yerine getirilmeden ve yargılamanın müşterekliği ilkesine uyulmadan; yargılamanın ilk oturumunda davanın reddine karar vermesi; usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. (HUMK. m.428/b.4).
2- Ayrıca;
Mahkemece takdir edilen vekalet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir. denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle gözönünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı Yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi biçiminde vardığı sonuç usul ve yasaya aykırı olup karar bu nedenle de yerinde görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda 1 ve 2 sayılı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve temyiz eden davacı vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.03.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy