(3213 S. K. m. 21)
Davacı Maliye Hazinesi temsilcisi S. Taşdemir tarafından, davalı Y. Duran aleyhine 17.6.2002 tarihinde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kabulüne dair verilen 22.5.2003 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki davalı vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı idare, kendisine mermer arama ruhsatı verilen davalının, ruhsat süresi sona erdiği durumda devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerden taş malzemesi çıkartıp sattığını ileri sürerek, davalının aldığı taş malzemesi bedelinin ödetilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı ise, Maden Kanunu gereğince önce maden arama ruhsatı, daha sonra da ön işletme ruhsatı aldığını, ruhsat kapsamında kalan yerden mermer çıkardığını, Maden Yasası'nın 21. maddesi gereğince çıkardığı cevherin 1/10'una kadar olan kısmını kanunun öngördüğü şekilde istihraç edip sattığını belirterek davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece istek kabul edilmiştir.
Kararı davalı temyiz etmiştir.
Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından 11.9.1997 tarihinde davalıya 30 ay süreli maden arama ruhsatı; 5.11.2001 tarihinde de ön işletme projesi kabul edilerek mermer için 3 yıl süreli ön işletme ruhsatı verildiği, davalının ön işletme ruhsatına dayanarak, ruhsat sahasını işletmeye açmak için 26.3.2002 tarihinde idareye başvurduğu, idare tarafından 30 aylık ruhsat süresinin dolması sebebiyle davalının isteminin 3.4.2002 gününde reddedildiği; idare tarafından, davalının kiralama işlemini gerçekleştirmeden taş malzemesi çıkartıp sattığı 10.6.2002 tarihli tutanakla belirlenerek eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece, 22.10.2002 gününde yapılan keşif sonucu kadastro teknisyeni ile maden yüksek mühendisi bilirkişilerden alınan raporlarında, davalının çalıştığı yerin taşlık olarak tapulama dışı bırakıldığı, 11.9.1997 günlü maden arama ruhsat alanı ve 5.11.2001 günlü ön işletme ruhsat alanı içinde kaldığı, davalı tarafından sahada üretilen kayanın kesilebilir ve parlatılabilir sanayi hammaddesi gurubuna dahil olup Maden Kanunu kapsamında kaldığı belirtilmiştir.
3213 sayılı Maden Yasası'nın 2. maddesinde, kesilip parlatılarak kullanılacak olan mermer, oniks mermeri ve sair taşların sanayi madeni olduğu; 12. maddesinde, her türlü madenin sevk fişi ve sevkiyat güzergahı üzerindeki en yakın kantardan alınmış kantar fişi ile nakledilmesinin zorunlu olduğu; 13. maddesinde, her türlü maden ruhsatının alınabilmesi için Harçlar Kanunu'nun belirlediği harçlar ile şartları ve miktarları belirlenen teminatların ödenmiş olmasının gerektiği; 14. maddesinde, maden sahasından çıkarılacak cevherlerden işletme senelik brüt karın bir bölümünün Devlet hakkı olarak alınacağı; 16. maddesinde, madenlerin arama ruhsatı ile aranacağı, 17. maddesinde, arama ruhsatı süresinin 30 ay olduğu; 19. maddesinde, arama ruhsat sahibinin, arama ve rezerv tesbit çalışmalarının olumlu bir gelişme gösterdiğini, arama ve sair faaliyetlere bir süre daha devam edilmesi ile daha büyük işletme veya tesis kurma imkanlarının doğabileceğini beyanla ön işletme projesi vererek ön işletme ruhsatı talebinde bulunabileceği, işlemlerini tamamlayan arama ruhsat sahibinin ön işletme ruhsatı almaya hak kazanacağı; 20. maddesinde, ön işletme ruhsat süresinin üç yıl olduğu; 21. maddesinde, arama ve ön işletme ruhsat süresi boyunca ruhsat sahibinin faaliyet raporlarıyla tespit edilen görünür rezervin 1/10'una kadar cevheri istihraç edip satabileceği ve fazlası tespit edildiği takdirde 12. madde hükümlerinin uygulanacağı; 46. maddesinde, maden arama dönemi içinde arama sahası özel mülkiyete konu gayrimenkul üzerinde kullanma amacına münhasır olmak üzere belirli süreler için madencinin, Bakanlığa müracaat ile irtifak ve/veya intifa hakkı tesisi isteyebileceği düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
Yukarıdaki maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde; davalının, 3213 sayılı Maden Kanunu gereğince, arama ve ön işletme ruhsatı ile kendisine ayrılan maden sahasından, sanayi hammaddesi niteliğinde (sanayi madeni olan) kesilip parlatılarak kullanılacak olan mermer çıkartarak sattığı anlaşılmaktadır.
Maden sahasından çıkartılan madenlerden dolayı Devlet hakkının nasıl ve ne miktarda ödeneceği aynı kanunun 14. maddesinde belirtildiğine göre, salt devletin hüküm ve tasarrufu altındaki ruhsat sahasının kiralanmamış olması olgusuna dayanılarak, davalının çıkardığı madenin değeri istenemez. Mahkemece, istemin tümden reddedilmesi gerekirken, yerinde görülmeyen yazılı gerekçeyle, davalının sorumluluğu yönünde karar verilmiş olması usul ve kanuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 22.01.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy