(4721 S. K. m. 24, 25, 599, 641, 681) (1086 S. K. m. 43, 187) (818 S. K. m. 49, 60)
Davacı Engin vekili avukat İsmail tarafından, davalı Hatice vd. aleyhine 28.12.2001 gününde verilen dilekçe ile davalılar murisinin haksız şikayeti ve iftirası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın süre yönünden reddine dair verilen 15.4.2003 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tektik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere göre davacının davalılardan Yusuf, Hatice ve Saadet'e yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının diğer davalılara yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Davacı; davalıların murisi olan Murat'ın yalan beyanları nedeniyle kendisinin Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanıp beraat ettiğini, daha sonra kendisinin şikayeti üzerine Murat'ın iftira suçundan yargılanıp mahkum olduğunu ve bu kararın kesinleştiğini, bu iftira eyleminden dolayı kişilik haklarının zarar gördüğünü ancak bu arada Murat'ın ölmüş olması nedeniyle mirasçıları olan davalılar aleyhine dava açmak durumunda kaldığını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Yargılama aşamasında davalılardan Yusuf, Hatice ve Saadet vekilleri zamanaşımı definde bulunmuşlar, diğer davalılar davaya cevap vermemişler, mahkemece mahkumiyet kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıldan daha fazla süre geçtikten sonra dava açıldığından tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Mirasçılar murisin borçlarından dolayı üçüncü kişilere karşı müteselsilen sorumludur. Bunun sonucu olarak da alacaklı mirasçılardan birine, bir kısmına veya tamamına karşı dava açabilir. Eldeki davanın niteliği itibariyle mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı değil, ihtiyari dava arkadaşlığı vardır. Bu nedenle de her bir davalı (mirasçı) hakkındaki dava diğerinden bağımsız olduğundan davalılar ayrı ayrı iddia ve savunmada bulunabilirler.
Somut olayda da, davalılardan bir kısmı zamanaşımı definde bulunmuşlardır. Zamanaşımı defi borcun aslını ortadan kaldırmayan ancak bu hakkın ileri sürülmesine engel olan kişisel bir defidir, ihtiyari dava arkadaşlarının hepsi için ortak olan bir def'i (örneğin zamanaşımı defi) sadece bunu ileri sürmüş olan davalı taraf bakımından hüküm ifade eder. Şu haliyle açılan davada davalılardan sadece üçü zamanaşımı definde bulunduğu halde tüm davalılar yönünden davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerinde değildir. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına (BOZULMASINA), davacının davalılar Yusuf, Hatice ve Saadet'e yönelik temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 24.2.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy