(4721 S. K. m. 4)
Davacı Süleyman D. vekili Avukat Tayfun Bülbül tarafından, davalı Hıncal U. aleyhine 14.3.2002 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 30.000.000.000 lira manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; 15.000.000.000 lira manevi tazminatın davalıdan alınmasına dair verilen 16.7.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre öteki temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hak ve nısfetle hüküm vereceği Medeni Kanun'un 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Davaya konu olan işte davacının siyası bir kişi olması yazının da bu içerik itibariyle yazılmış olması ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan tazminat miktarı çok fazladır. Daha alt düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere karar bozulmalıdır.
Sonuç:Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenle BOZULMASINA, öteki temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.5.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davalının yazdığı yazıda kullandığı ifadeler ve sözcüklerle davacının kişilik haklarına saldırıda bulunduğu, yerel mahkeme kararı ve hukuka aykırılığı uygun bulan dairemiz kararı ile bellidir. Yerel mahkemenin belirlediği yaptırımın olaya uygun düşüp düşmediği konusunda dairemiz çoğunluğu ile görüş ayrılığı vardır.
Yaptırım belirlenirken yasada öngörülen ölçülerin dikkatlice kullanılması gerekmektedir. Seçilen yaptırım tazminat türünden olacaksa davalının fakirleşmemesi, davacının zenginleşmemesi ölçülerinin yanında, yaptırımın davacının manevi varlığında doğmuş olan zararı giderici, davalıyı uyarıcı nitelikte olması gerekmektedir. Özellikle, saldırının yayın yoluyla çok geniş kitleye ulaştığı da değerlendirildiğinde belirlenen yaptırım bozulmuş olan dengeyi onaracak düzeyde olmalıdır. Bu ölçüler değerlendirildiğinde yerel mahkemenin belirlediği miktarı uygun bulduğumdan yüce çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy