(4721 S. K. m. 1007)
Dava: Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulmasından kaynaklanan tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 18/6/2003 gün ve 2003/2648-2003/7914 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK'nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davalı tarafından temyizi üzerine onanmıştır. Davalının karar düzeltme istemi üzerine dosya yeniden incelenmiştir.
Dava, tapu sicillerinin tutulması nedeniyle hazinenin sorumluluğunu düzenleyen M.K.'nun 1007 ( eski 917 ) maddesine dayanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacı, maliki bulunduğu taşınmazın sahte vekaletname ile başkasına satıldığını, açtığı tapu iptal ve tescil davasının reddedildiğini, zarara uğradığını ileri sürerek 420 milyar liranın tahsilini istemiş, mahkemece 120 milyar liranın ödetilmesine karar verilmiş olup, hüküm davalı hazinece temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dışı kişi aleyhine açtığı tapu iptal ve tescil davasına ilişkin 07.01.1998 tarihli dava dilekçesinde müvekkilinin yurtdışında işçi olduğunu, kardeşinin İstanbul M...'de bir taşınmazı bulunduğunu, ikisinin birlikte burayı ikametgah olarak kullandıklarını, 1991 yılında buraya hırsız girdiğini, eşya ve para çalındığını, olayın polise aksettiğini, ancak faillerinin bulunamadığını, 1997 yılında müvekkilinin taşınmazının başkasına satıldığını öğrenmeleri üzerine 1991 yılındaki hırsızlık olayında kimliğinin ve resimlerinin de hırsızlar tarafından çalındığı sonucuna vardıklarını ifade etmiştir. Ancak daha sonra yargılama sırasında davacı vekili 18.02.1999 günlü oturumda aynen "Ben Celil'in beyanına göre müvekkilimin kimliğinin çalındığından dava dilekçesinde bahsetmiştim, şimdi müvekkilim yurtdışından geldi, kendisinden sorduğumda böyle bir hırsızlık olmadığını, yurtdışından da gelmediğini, nüfusunu kaybetmediğini bana ifade etti, beyanımı bu şekilde düzeltiyorum" demiştir.
Görüldüğü gibi davacı taraf bu konuda çelişkili beyanlarda bulunmuş, davacıya ait nüfus bilgilerinin ve fotoğrafının, dolandırıcının eline nasıl geçtiği konusu açıklığa kavuşmadığı gibi, davacının kusur ve ihmalinin bulunup bulunmadığı, kusur ve ihmali var ise bunun illiyet bağını kesecek düzeyde olup olmadığı, tazminat miktarını etkileyip etkilemeyeceği üzerinde mahkemece durulmamıştır.Ayrıca dosyadaki belgelerden davacıya ait iki adet kimlik bulunduğu, bunlardan bir tanesinin E... Nüfus İdaresi tarafından 26.09.1989 tarihinde verildiği, diğerinin 20.05.1989 tarihinde C... Başkonsolosluğu tarafından verildiği, diğer kimlik bilgilerinin aynı olduğu görülmektedir. Bu hususun da davacıya açıklattırılması gerekmektedir. 20.05.1989 tarihinde C... Başkonsolosluğundan alınan kimliği bulunduğu halde 26.09.1989 tarihinde E... Nüfus İdaresince niçin ve nasıl kimlik alındığının da araştırılması gerekir.
Tapu İptal ve Tescil davasında alınan 22.11.1999 tarihli raporun sonuç bölümü aynen şöyledir: "1 )Kartal 1.Noterliği 20.09.1991 tarih 67833 sayılı düzenlenen vekaletnamenin sahte olup olmadığının, tarafımdan tespiti mümkün bulunmadığı, bunun için incelemenin 2.maddesinde belirtilen incelemenin yapılmasının gerektiği, 2 )Anılan vekaletnamenin sahte olmasının sonucu değiştirmeyeceği, iyi niyetli davalı Yavuz'un bu iyi niyeti korunarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır."
Görüldüğü gibi, vekaletnamenin sahte olup olmadığı bilirkişi tarafından belirlenememiş, bu yönün belirlenmesi için noterlikteki vekaletnamede bulunan resim ile Tapu Sicil Müdürlüğündeki resmin davacıya ait olup olmadığı, aynı şahıslara mı, yoksa farklı şahıslara mı ait olduğu, ayrıca C... Başkonsolosluğunda tanzim edilen vekaletnamedeki imza ile Kartal 4.Noterliğinde tanzim edilen vekaletname altındaki imzanın aynı el mahsulü olup olmadığının kriminal bir inceleme sonucu anlaşılabileceği bilirkişi tarafından ifade edilmiştir.
Bu hususlar araştırılmadan Kartal 2.Asliye Hukuk Mahkemesince Tapu İptal ve Tescil davası reddedilmiş ve temyiz edilmeden kesinleşmiştir. Ancak davalı hazine sözü edilen davada taraf olmadığından 22.11.1999 tarihli raporda işaret edilen incelemelerin eldeki bu davada yapılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Bu nedenle kararın bozulması gerekirken onanmış bulunduğundan davalının karar düzeltme istemi HUMK'nun 440.-442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli, onama kararı kaldırılmalı ve karar gösterilen nedenlerle bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının karar düzeltme isteminin kabulüne, Dairemizin 18/6/2003 gün ve 2003/2648-2003/7914 sayılı onama ilamının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; 5/11/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy