(1086 S. K. m. 39)
Dava: Davacılar Şirin ve Mehmet vekili tarafından, davalı Abdülhaluk aleyhine 4/10/2002 gününde verilen dilekçe ile emanete kayıtlı eşyaların mülkiyetinin tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; mahkemenin görevsizliği nedeniyle dava dilekçesinin reddine dair verilen 20/2/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, çalıntı eşya olduğu gerekçesiyle el konulup adli emanete alınan 3 ( üç ) adet bileziğin mülkiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Davacılar, dava konusu bileziklerin kendilerine ait olduğunun tespitine karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır. Davalı ise, davacıların evinde çalıntı bilezik bulunduğunu, davacıların kendi evinden de takı ve ziynet eşyası çaldıklarını, yersiz olan davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, tespit davasının eda davasının öncüsü olduğu, tespit davasına da eda davasına bakacak olan mahkemenin bakması gerektiği, davacıların bu tespit davasından sonra açabilecekleri bir eda davası olmadığından yargılandıkları ve 4616 Sayılı Yasa gereğince haklarındaki davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar veren Diyarbakır 4. Asliye Ceza Mahkemesince suç konusu olan bilezikler hakkında karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir. Kararı davacılar temyiz etmişleridir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; çeşitli hırsızlık suçlarını araştıran emniyet görevlilerinin parmak izinden yola çıkarak fail olarak belirledikleri davacılardan Şirin'in suçunu itiraf ederek çaldıkları ziynet eşyasını evinde sakladığını söylemesi üzerine evde yapılan aramada çalıntı mallar ile birlikte dava konusu bileziklerin de ele geçirildiği, diğer çalıntı ziynetlerin belirlenen sahiplerine geri verildiği, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına ifade veren davalının; 1993 tarihinde evinde hırsızlık yapıldığını, eşine ait altınların çalındığını, emanetteki bir adet Diyarbakır hasırı denilen bileziğin eşine ait olduğunu ileri sürdüğü, dava konusu bilezikler adli emanete alınarak davacılar hakkında hırsızlık suçundan cezalandırılmaları amacıyla kamu davası açıldığı, ceza dosyasına getirilen belgelerden davalı ile davalının babası Eyüp'ün 7.5.1993 tarihinde evlerinde meydana gelen hırsızlık suçundan dolayı şikayetçi oldukları, olayın faili bulunamadığından 31.10.1995 tarihinde takipsizlik kararı verildiğinin anlaşıldığı, davacılar hakkında verilen beraet kararının 4616 Sayılı Yasa kapsamında yeniden takdir ve değerlendirme yapılmak üzere Yargıtay 6. Ceza Dairesince bozulduğu ve yerel mahkemece davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verildiği, davacıların dava konusu bileziklerin kendilerine verilmesi isteminin ceza mahkemesince reddedildiği, davalının istemi konusunda bir karar verilmediği anlaşılmaktadır.
Davacılar, emanette bulunan üç adet bileziğin kendilerine ait olduğunu belirterek kendilerine verilmesini istemişlerdir. İstek, mahkemece uyuşmazlığın ceza mahkemesinde çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Mahkemece yollama yapılan ceza davasında 4616 Sayılı Yasa gereğince davanın kesin hükme bağlanmasının ertelenmesine karar verilmiştir. Şu durumda, davacıların bu iddialarının eldeki bu davada incelenmesinde hukuka aykırı bir yön bulunmamaktadır. Ancak iddia edilen 3 ( üç ) bilezikten bir tanesinin davalıya ait olduğu savunulmuşsa da diğer 2 ( iki ) bilezik hakkında hak talebinde bulunulmamaktadır. Gerek davalının kendisine ait olduğunu iddia ettiği bilezik ve gerekse diğer bilezikler Adalet Bakanlığı emanetinde bulunduğuna göre Adalet Bakanlığına husumet yöneltilmeden uyuşmazlığın çözümlenmesi mümkün değildir. Mahkemenin bu yönleri de gözeterek uyuşmazlığın eldeki bu davada çözümlenmesi gerektiğini gözetmemiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 9/10/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy