(818 S. K. m. 53)
Davacı H.İ. vekili Avukat N.K. tarafından, davalı A.i. aleyhine 23.10.2000 gününde verilen dilekçe ile çeyiz eşyalarının aynen, olmadığı takdirde bedelinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 5.12.2001 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, boşanan taraflar arasındaki eşya ve ziynet eşyalarının verilmesine ilişkindir. Mahkemece eşya için kabul karan verilmiş olup ziynet eşyaları yönünden istem reddedilmiştir. Karan davacı temyiz etmiştir.
Kural olarak ziynet eşyaları kişinin özel ve üzerinde taşınabilen eşyalardır. Bu bakımından kişi bu eşyaları üzerinde ve bulunduğu yerden alıp kolaylıkla taşıyabilir. Bu anlamda somut olayda davacı evden ayrılırken davalıyla tartışmıştır. Hatta davalının davacıyı dövdüğü sabit olmuş ve bu yüzden de hükümlülüğüne karar verilmiştir. Davacı ceza mahkemesindeki şikayet dilekçesinde de dövü1düğünü ve ziynet eşyasının zorla alındığını belirtmiştir. Davacı tanığı Y.Ç. olay sırasında davacı henüz baba evine dönmeden giderken gördüğünü dövülme olayını kendisinden öğrendiğini ve ziynet eşyalarının üzerinde bulunmadığını belirtmiştir. Ceza dosyasında dinlenen tanık A.G. ise davacının kolunda ve boynunda dövüldüğüne ilişkin izler bulunduğunu, bu izlerin boynundaki ve kolundaki ziynetlerin zorla alınması sonucu oluştuğunu açıklamıştır.
Davalı tanıklarından M.A. davacının hızla evden koşarak ayrıldığını bu sırada boynunda, kulağında ve kolunda ziynet eşyalarının olduğunu gördüğünü; diğer davalı tanığının ise sabahleyin davalının evinde birlikte pazarlığa gittiklerini eşi davacının o sırada evde olduğunu, akşam dönüşte evden ayrılmış olduğunu belirtmiş bulunmaları davacının iddiasını etkisiz kılamaz. Şöyle ki, bir kimsenin koşarak giden kişinin boynunda, kolunda, kulaklarında ziynet eşyalarını görmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Diğer davalı tanığının beyanına göre de davacı davalı evde iken ayrıldığını belirttiğinden davalı tanık beyanlarına itibar edilemez. Ceza mahkemesi kararı ceza hukuku yönünden gasp suçunun unsurlarının oluşmadığı nedenine dayanmaktadır. Bu bakımından B.K.nun 53. maddesi gereğince de bağlayıcı yönü bulunmadığından ve.kolunda ziynet eşyalarının olduğunu gördüm, diğer tanık ise sabahleyin davalının evinden birlikte pazarcılığa gittiklerini, eşi davacının o sırada evde olduğunu, akşam dönüşte evden ayrılmış olduğunu belirtmiş bulunmaları davacının iddiasını etkisiz kılınamaz. Şöyle ki, bir kimsenin boynunda, kolunda, kulaklarında ziynet eşyalarını görmesi hayatın olağan akışına uygun değildir. Diğer tanığın beyanına göre davacının davalı evde iken ayrıldığı belirtildiğinden davalı tanık beyanlarına itibar edilemez. Ceza Mahkemesi kararı ceza hukuku yönünden gasp suçunun unsurlarının oluşmadığı nedenine dayanmaktadır. Bu bakımdan B. K. nun 53. maddesi gereğince de bağlayıcı yönü bulunmamaktadır. Anılan yön gözetilmeden verilen karar usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 6.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy