(3294 S. K. m. 8)
Davacı M. Kemal vekili Avukat tarafından, davalı Türk Hava Kurumu aleyhine 16/9/2002 gününde verilen dilekçe ile kurban derilerinin bedelinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/11/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, para kazanmak amacıyla kesim karşılığı topladığı ve ayrıca satın aldığı kurban derilerine kolluk kuvvetlerince el konularak davalıya verildiğini, olayla ilgili olarak ceza mahkemesinde yargılanıp, sonuçta beraat ettiğini belirterek, el konulan derilerin bedelinin tahsilini istemiştir. Mahkemece, dava kısmen kabul edilmiştir.
Kurban derilerini toplama yetkisi, 3294 sayılı Yasa'nın 8/c maddesine dayanan Yardım Toplama Kanunu'nun Uygulama Esasları Hakkındaki Yönetmeliğe göre Türk Hava Kurumu'na aittir. Kurban derilerinin başkaları tarafından toplanmasının yasak olduğu çeşitli vasıtalarla da ayrıca duyurulmaktadır. Davacı, bu yasağa aykırı hareketle kurban derisi toplamış olduğundan, el konulan deri bedellerini isteyemez. Davanın reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; 27.10.2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Davacı, deri tüccarlarından, kasaplardan satın aldığı derilere, davalı tarafından el konulduğu ve satıldığını belirterek bedelini istemiştir.
Davalı, derileri toplama yetkisinin kuruma ait bulunduğunu belirterek istemin reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, yasal düzenleme itibariyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Davalının temyizi üzerine dairece davanın reddedilmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur. Daire kararına katılamıyorum. Şöyle ki;
Kurban derilerinin davalı kuruma ait olduğunu gerekçe yapan mahkeme kararının dayandığı yasa 2860 sayısını taşımakta olup, Yardım Toplama Yasasıdır. Bu yasanın hiçbir maddesinde, kurban derilerinin Türk Hava Kurumu'na ait olacağına ilişkin düzenleme yer almamaktadır. Sadece yasanın 13. maddesinde yardım toplamada görevlendirilecek kamu görevlilerinden söz ederken yardım toplayacak THK görevlilerine ücret ödeneceğinden söz edilmektedir. Bu konudaki tek yazılı düzenleme Yardım Toplama Esasları Hakkındaki Yönetmeliktir. Bu yönetmeliğin 12. maddesinde, kurban derisi toplama yetkisinin THK'na ait olduğu belirtilmiştir. İşte yargı yasa düzeyine ve gücüne sahip olmayan bu yönetmelik hükümleri ile kendini bağlı saymaktadır. Bu yönetmeliğin yasanın öngördüğü düzenlemeden kaynaklandığı bu nedenle de bağlayıcılığı kabul edilse bile, kurban derisinin THK'ca toplanması, anılan kuruma bir bağıştır. Diğer bir anlatımla deri sahibi, kendisine ait bulunan kurban derisini THK'na para ile satmayacak, sadece bağışlayacaktır. Bu bağışı zorunlu kılan bir düzenleme bulunmamaktadır. Deri sahibi bu deriyi, kuruma bağışlayacağı gibi, dilediği kişiye de bağışlayabilir veya satabilir.
Dosyadaki kanıtlara göre davacının bu derileri üçüncü kişilerden satın aldığına ilişkin makbuzlar bulunmaktadır. Bu makbuzlar, davacıya vergi yükümlülüğü getiren makbuzlardır. Bu makbuzların gerçeği yansıtmadığına ilişkin hiçbir kanıt ve belge bulunmamaktadır. Ayrıca, dinlenen tanıklarda davacının bu derileri satın aldığını doğrulamışlardır. Davacı, ceza mahkemesinde yargılanmış, bu derileri toplamayıp satın aldığı da belirlenerek beraat kararı verilmiştir.
Tüm bu kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde, kararın hukuksal ve yasal düzenlemeye uygun olduğu görülecektir. Kaldı ki bir kimsenin kendisine ait bulunan bir malı, dilediği kişi ve kuruma verme özgürlüğüne ve hakkına sahip bulunduğu da gözden uzak tutulmamalıdır. Bu tür davranışların ve bundan elde edilen gelirlerin başka amaçla kullanılmasını engelleyen yasal düzenleme yapılmadan veya mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz olması nedeni ile olması gereken hukuk kurallarının zorlanarak, bu kuralların uygun olmayan amaçlar için yasalaşmalarına neden olmak doğru değildir. Hukuk kuralları daima amacına ve doğal yapısına uygun olarak uygulanmalıdır. Bu nedenlerle kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, yerel mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan dairemiz çoğunluğunun bozma görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy