(1086 S. K. m. 38)
Dava: Davacı Z. Aslan vekili Avukat M. O. Aykut tarafından, davalılar B. Fakihoğlu ve diğerleri aleyhine 6.11.2002 gününde verilen dilekçe ile basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle 4.000.000.000.- TL. manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılar B. Fakihoğlu ve B. Arınç yönünden 3.000.000.000.-TL. manevi tazminatın tahsiline, bir kısım davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına, İ. Holding A.Ş. yönünden reddine dair verilen 17/6/2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ve davalılardan B. Arınç vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı B. Fakihoğlu vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/5/2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat M. O. Aykut ile karşı taraftan davalılardan B. Arınç vekili Avukat Y. Erikel ve davalılardan B. Fakihoğlu, İ. Holding A.Ş. ve diğerleri vekili Avukat İbrahim Avşar geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalıların tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının öteki temyiz itirazlarına gelince; davacı 17 Eylül 2002 tarihli T. Gazetesinin 1. ve 11. sayfalarında yayınlanan Demokrasi bir darbe daha aldı", Siyasi davaya hukuki kılıf giydirildi başlıklı yayınlar nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Dava dilekçesinde davalı olarak T. Gazetesi-İ. Holding A.Ş. gösterilmiştir. İ. Holding A.Ş. vekili tarafından husumet itirazında bulunulmuş ve gazetenin imtiyaz sahibinin İ. Gazetecilik A.Ş. olduğu savunulmuştur. Yerel mahkemece dava dilekçesindeki bu belirleme temsilcide hata olarak kabul edilmiş ve davacı tarafa dava dilekçesinin gazete künyesinde belirtildiği gibi İ. Gazetecilik A.Ş.'ne tebliği için süre verilmiştir. Dava dilekçesinin tebliği üzerine İ. Gazetecilik A.Ş. vekili davaya cevap vermiştir. Yerel mahkemece bu şekilde davalı tarafın kimliğindeki hata temsilcide hata olarak kabul edilerek yapılan usulü işlemlerle İ. Gazetecilik A.Ş.'nin davada taraf olduğu kabul edilmesine rağmen İ. Gazetecilik A.Ş. hakkında esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve İ. Holding A.Ş. hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir. Yargılama sırasında yapılan tebligat ile İ. Gazetecilik A.Ş. davanın tarafı olduğundan hükmedilen tazminat ile onun da sorumlu tutulması gerekirken yukarıda açıklanan şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalıların tüm, davacının öteki temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 375,00.-YTL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine, 06.10.2005 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy
Dava, davalı B. Arınç'ın, 17.9.2002 günlü basına yaptığı açıklamanın gazetede yayınlanması üzerine kişilik değerlerine saldırıldığı nedenine dayandırılmıştır.
Dava konusu yayın, R. T. Erdoğan'ın hükümlülüğüne dair olan kararın infaz edilmesinden sonra suç teşkil eden eylemle ilgili olarak yasada değişiklik yapılmış, bunun üzerine R. T. Erdoğan, hükümlülüğünün adli sicilden silinmesi için ilgili mahkemede talepte bulunmuştur. Diyarbakır 3 Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi istemi reddetmiştir. Bu karara karşı aynı yerdeki 4 nolu mahkemeye itiraz edilmiştir. 4 nolu mahkeme ise, ret kararını kaldırmış ve adli sicildeki yasaklılığın kaldırılmasına 6.9.2002 gününde karar vermiştir. Bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 10.9.2002 günlü tebliğname ile bozma isteminde bulunmuş, davacının da yer aldığı Yargıtay 8. Ceza Dairesince, 16.9.2002 günlü kararla, 4 nolu mahkeme kararının doğru olmadığı, bu kararın yok hükmünde bulunduğu 3 nolu mahkemenin ise, incelemeyi aslında duruşmalı yapması gerektiği ancak, cezanın infaz edilmiş olması itibariyle, duruşmasız olarak verilen kararın onanması biçiminde hüküm kurmuştur.
İşte bu kararın verilmesinden sonra, 17.9.2002 gününde, davalı B. Arınç tarafından şu açıklama yapılmıştır:
Siyasi davaya hukuki kılıf giydirildi başlığı altında; A. Parti Grup Başkanı B. Arınç Yargıtay'ın kararını, usul hukuku açısından yanlış bulduğunu kaydetti. Arınç, A.Parti'nin tek başına iktidarını engellemek için, hukuka kılıf giydirilmek istendiğine işaret ederek, Siyasi bir davaya hukuk kılıfı giydiriliyor. Yargıtay kararı göstermiştir ki hukuk siyasallaşıyor. Yargı politize oluyor diye konuştu. Arınç, Yargıtay 8. Ağır Ceza Dairesi, henüz önüne gelmemiş bir dosya üzerinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı S. Kanadoğlu'nun hazırladığı tebliğname üzerinden karar verdi ve Diyarbakır 3 Nolu DGM'nin kararını onadı. Bu usulsüzdür. Hukuka aykırı ve yanlıştır dedi.
Gerçekten, yayının başlığından da anlaşılacağı üzere, yasağın silinmesini isteyen kişi, siyasi bir kişidir ve olay tarihinde bir partinin genel başkanıdır. Hükümlülüğüne neden olan olay da siyasi bir nedenden kaynaklanmaktadır. Talepte bulunan kişi siyasi, olay siyasi, açıklamayı yapan davalı siyasi bir kişi, yargılamayı yapan mahkemede bu tür suçları yargılamakla görevli kılınmış olması itibariyle, siyasi nitelikli olgularla ilgili bir dava olduğu tartışmasızdır. Ne var ki, uyuşmazlığın çözümü siyasi ortamda değil, yargıda ve hukuk kurallarına göre çözümlenmesi gerekmektedir. Tabii ki yargı ve yargıç siyasi bir düşünce ile hareket etmeyecek ve böyle bir yöntemi de izlemeyecektir. Bu belirleme ve özlem, kişi için en önemli güvencedir.
İşte davalı B. Arınç, bu güvencenin zedelendiği düşüncesi ile açıklamada bulunmaktadır. Nedenini de önüne gelmeyen bir dosyanın kararını görüştüğünü ve siyasi davaya hukuki kılıf giydirildiğini belirtiyor. Gerçekten, 3 nolu mahkemenin duruşma yapması gerektiği, yasanın öngördüğü bir husustur.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy