(2004 S. K. m. 67)
Dava: Davacı Melahat Kara vekili Avukat Mehmet Aydoğmuş tarafından, davalı Sinop Emlak Bankası Şubesi aleyhine 12.3.2001 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 6.2.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili Avukat Mehmet Aydoğmuş tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava, icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece istemin reddine karar verilmiş, kararı davacı temyiz etmiştir.
Davacı, davalının hukuka aykırı eylemi sonucu uğradığı zararın davalı tarafından ödenmesi için icra takibinde bulunmuş, davalının itirazı üzerine eldeki işbu itirazın iptali davasını açmıştır. Dosyadaki kanıtlar itibari ile davacı, dava dışı 3. kişi konumunda bulunan Dursun Akgül ve Münevver Akgül ile diğer müştereklere karşı izale-i şuyu davası açmış, ancak bu dava ile taşınmazın üzerindeki davacıya ait evin değeri dikkate alınmadığından ayrı bir alacak davası açarak davalı bankadaki izale-i şuyu satış bedelleri üzerine ihtiyati tedbir koydurmuştur. Davacı lehine karar verilmesi üzerine, dosya Yargıtay'da iken kesinleşmeyen kararın infazı için icra takibi yapmış ve yine izale-i şuyu satış bedelleri üzerine bu sefer haciz de koydurmuştur. Satış bedelleri üzerinde hem ihtiyati tedbir, hem de haciz olup alacak davası kesinleşmemekle birlikte karar verilmekle ihtiyati tedbir kararı kendiliğinden kalktığından mahkemenin tedbirin kaldırılması için yazdığı yazı ile birlikte davalı banka tarafından tedbirle birlikte haciz de yanlışlıkla kaldırılmıştır. Bu işlem üzerine davalı banka tarafından davacının alacaklı olduğu dava dışı 3. kişi olan Dursun Akgül ile Münevver Akgül'e izale-i şuyu satış bedelleri ödenmiştir. Davacı bu nedenle alacağının bir bölümünü alamadığını iddia etmektedir.
Şu durumda davacının alacağını elde edememesinden dolayı, davalının da kusurlu davranışı bulunmaktadır. Diğer bir anlatımla davacının asıl alacağının alınamamasından dolayı davalı da 3. kişilerle birlikte sorumludur. Davacının 3. kişilerde olan ve takip edilen alacağının ne miktarda tahsil edildiği belirlenmeli, tahsil edilmeyen miktar için tekerrüre esas olmamak üzere itirazın iptaline karar vermek gerekirken, davanın reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK.). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekâlet ücreti de yargılama giderlerindendir. (HUMK.m.417/1, m. 423/b.6).
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti" biçiminde yer almıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin -ve bu bağlamda vekâlet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekâlet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1 ve 2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy