(818 S. K. m. 49, 53)
Dava: Davacı Veysel Şahin vekili Avukat Ali İhsan Karatut tarafından, davalı Tuğrul Terzi aleyhine 2.10.2002 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet nedeni ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 29.4.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili Avukat B. Naci Yücel tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalının haksız yere şikâyette bulunması nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalı ise iddiaların doğru olmadığını savunarak davanın reddedilmesini istemiştir. Mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının İçişleri Bakanlığı'na verdiği şikâyet dilekçesinde, eczane sahibi olarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu ile anlaşması olduğu halde, hastaların devamlı başka bir eczaneye yönlendirildiğini, hatta bu eczanenin kanunen ilaç fiyatında belli oranda indirim yapması gerekirken yapmadığını, davacı kaymakama bu durumu sorduğunda istediği yerden ilaç alacaklarını bildirerek hastaların aynı eczaneye yönlendirilmeye devam ettiğini belirterek bu durumun araştırılmasını istemiştir.
Davacı, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfından tedavi giderleri karşılanan yeşil kart sahiplerinin ilaç alımlarını istedikleri eczanelerden serbestçe yapamadıklarını, hastaların bir eczaneye yönlendirildiğini, bu hususu Kaymakama ilettiği halde Kaymakamın Vakfın bir kamu kurumu olmayıp eşit davranmak zorunda olmadığını belirtmesi üzerine, davalının davacıyı İçişleri Bakanlığı'na şikâyet ettiği, davacı ise bu dilekçe ile kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile işbu davayı açmıştır. Dosya örneği ve yukarıda özetlenen dilekçe itibariyle herhangi bir kişiyi şikâyet etme amacı da olmayıp bir durumun tespitini içermektedir. Ancak bu dilekçe üzerine davalı hakkında kamu davası açılmış ve davalının cezalandırıldığı dosyaya sunulan karar örneğinden anlaşılmakta ise de, karar henüz kesinleşmemiştir. Mahkemece, kesinleşmeyen bu hüküm esas alınarak karar verilmiştir. Şu durumda somut olayın özelliği ve tazminata esas teşkil eden dilekçe kapsamı gözetildiğinde, ceza kararının kesinleşmesi beklenerek, anılan dosya getirtilip birlikte değerlendirildikten sonra davalının hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden karar verilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 31.3.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy