(3194 S. K. m. 32, 42) (1086 S. K. m. 45)
Dava: Davacı Çankaya Belediye Başkanlığı vekili Avukat Cengiz Demirkan tarafından, davalı Mustafa Asım Öztürk aleyhine 11.6.2002 tarihinde verilen dilekçe ile İmar Yasası'nın 32. maddesi gereğince yıkım parasının istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 3.7.2003 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki tarafların vekillerince süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, 3194 s. İmar Yasası'na aykırı olarak yapılan yapının uyarıya rağmen davalı tarafından kaldırılmaması üzerine belediyece yıkıldığını belirterek, 3194 s. İmar Yasası'nın 32. maddesi gereğince yıkım parasının ödetilmesi isteminde bulunmuştur. Davalı ise, taşınmazına yaptığı yapının imar mevzuatına aykırı olmadığını, aynı konuda Encümen tarafından tahakkuk ettirilen para cezasının sulh ceza mahkemesi tarafından iptal edildiğini, yargılama aşamasında da, işlemin iptali sebebiyle açılan davanın reddine ait idare mahkemesi kararının temyiz edilmesi sebebiyle kesinleşmediğini belirterek istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Davacı idare tarafından davalının tapulu yerinin bahçesine yapılan yapının 3194 s. İmar Yasası'na aykırı olduğu belirtilerek yapının yıkılmasına ve aynı Yasa'nın 42. maddesi gereğince idari para cezası verilmesine karar verildiği, sulh ceza mahkemesi tarafından davalı tarafından yapılan yapının Ankara İmar Yönetmeliğinin 86. maddesine aykırı olmadığı belirlenerek idari para cezasının iptal edildiği; yapının yıkılmasına ait 23.11.2000 tarih ve 6827 s. Encümen kararının iptali istemiyle davalı tarafından davacı aleyhinde açılan davanın Ankara 3. İdare Mahkemesince reddedildiği, ancak temyiz edilmesi sebebiyle kararın henüz kesinleşmediği; davacı idare tarafından İmar Yasası'na aykırı yapının kaldırılması için davalıya tebligat yapılarak bu iş için süre verildiği durumda davalı yapıyı yıkılmadığından İmar Yasası'nın verdiği yetkiye dayanılarak davacı idare tarafından yapının yıktırılarak yıkım parasının davalıdan alınması istemiyle eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalının yapının yıkılmasıyla ilgili davacı kararına karşı davacı aleyhine idari yargıda açtığı dava henüz sonuçlanmamıştır. Davacı tarafından yapılan yıkımın haklı olup olmadığı anılan davanın bitiminden sonra anlaşılacağından o davanın sonucunun beklenilmesi gerekir. Yerel mahkemece, idari yargıdaki davanın sonuçlanması beklenilerek ortaya çıkacak sonuca göre tarafların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemiş olması usul ve kanuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA; bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 01.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy