(818 S. K. m. 41) (1086 S. K. m. 417, 423)
Dava: Davacı Hasan Uğuz vekili Avukat Ali Bahadır Sirel tarafından, davalı Maliye Bakanlığı aleyhine 10/1/2002 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 9/7/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı temsilcisi H. Mehmet Turan tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davacı, davalı ile yaptığı sözleşme gereği vergi mükelleflerine ait fatura v.s. belgelerin basım yetkisini aldığını, ancak davalının vergi mükellefi Şakir Geçer hakkında düzenlenen vergi suçu raporuna dayanarak savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu ve sözleşmesinin yenilenmediğini, ceza yargılaması sonunda beraat ettiğini belirterek, bu suç duyurusu ve sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle uğradığı maddi ve manevi zararını istemiştir. Yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı yanca temyiz edilmiştir.Dosyadaki kanıtlara göre, davacı Samsun Defterdarlığı ile en son 18/2/1999 tarihinde 1 yıl süreli olarak vergi mükelleflerinin ihtiyacı olan belgelerin basımı konusunda sözleşme imzalanmıştır. Daha sonra vergi mükellefi Şakir Geçer hakkında düzenlenen hesap uzmanı raporu ve bu kişinin hesap uzmanlarına verdiği sahte faturaların bir kısmının oğlu tarafından davacıya ait matbaada bastırıldığına dair beyanı dikkate alınarak davalı yanca davacı hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmuş ve davacının sözleşmesi yenilenmemiştir. Davacı hakkında ceza mahkemesinde 29/2/2000 tarihinde kanıt yetersizliği gerekçesiyle verilen beraat kararı Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nce 11/9/2001 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Davacı sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle 18/2/2000 tarihinden dava tarihi olan 10/1/2002 gününe kadar söz konusu belgeleri basamamıştır. Açıklanan şu durum itibariyle davalının suç duyurusu ve sözleşmenin yenilenmemesi anılan vergi mükellefinin beyanına dayanmaktadır. Davacı da beraat kararının kesinleşmesinden sonra dava tarihine kadar sözleşmenin yenilenmesi için davalı idareye başvurmamıştır. O halde davacının maddi ve manevi tazminat istemlerinin tümden reddi gerekirken kısmen kabul edilmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
2- Yargılama ve hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir. ( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK. ). Bu bağlamda, yargılama giderleri, aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir. ( HUMK. m.417/1, m. 423/b.6 ). Diğer yandan, 4667 sayılı Yasanın 77. maddesi ile değiştirilen 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesindeki düzenlemede; dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtildiği gibi; bu hükme koşut bir düzenleme de Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde "yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti" biçiminde yer almıştır.Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun, davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin -ve bu bağlamda vekalet ücretinin- davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, "vekalet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 1 ve 2 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA; 26/4/2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy