(818 S. K. m. 53) (765 S. K. m. 252, 492, 552) (1086 S. K. m. 428)
Dava: Davacı Sami D. G. vekili Avukat V. Celal Kılıç tarafından, davalılar Enver E. vd. aleyhine 21/3/2000 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 30/4/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Mahkemece, davalılar hakkında bir mahkumiyet hükmü bulunmadığı ve iddianın da kanıtlanmadığı gerekçe gösterilerek ret kararı verilmiştir. Bu kabul, dosya kapsamına açıkça aykırıdır. Davalılar hakkında, Çorum Asliye Ceza Mahkemesi'nin 1997/621-1999/286 sayılı dosyasında sanık sıfatı ile yapılan yargılama sonucunda, yankesicilik ve memuriyet nüfuzunun gaspı eylemleri sabit görülmüş ve mahkumiyet hükümleri oluşturulmuştur. Bu kararın temyizi üzerine de, Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin, 2.4.2001 gün ve 2001/3434-4232 sayılı ilamında: ... Sanıklar hakkında hırsızlık ve memuriyet unvanının gaspı suçlarından açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucunda; eylemlerin TCK.'nun 492/7, 522 ve 252/1. maddelerine uygun gerçekleştiğinin kabulü ile kurulan hükümde; suç niteliklerinin belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir... denilerek, ceza mahkemesinin oluşa (sübuta) ve nitelendirmeye ilişkin kabulü doğru görülmüştür. Anılan ilamda, bu yön vurgulanmış ve fakat karardan sonra yürürlüğe giren 4616 sayılı Yasa gereğince işlem yapılmak üzere karar bozulmuştur. Bozma kararı sonrasında, mahkemece 4616 sayılı Yasa uyarınca karar verilmiştir. Sanıklar hakkında mahkumiyet hükmü bulunmadığı doğrudur. Ancak, ceza mahkemesi kararı ile oluş biçimi saptanıp açıklanmış ve bu yön Yargıtay denetiminden de geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Ceza mahkemesinin, maddi olguyu belirleyen hükmü, hukuk hakimini bağlayıcıdır. (BK. m.53) Yargısal uygulamalar bu noktada yerleşiktir. Mahkemenin, oluşu tespit eden ceza mahkemesi kararını dışlayarak, soyut kanıtlanmama gerekçesi ile davayı reddetmesi, delillerin takdirinde açık yanılgı niteliğinde olup; mutlak bozma nedenidir. (HUMK. m.428/b.5)
Diğer yandan anılan ceza yargılaması sırasında TCK. m.522 uygulamasına esas olmak üzere suça konu şeyin değeri de belirlenmiştir. Yukarıdaki açıklamalar, dava konusunun değeri yönünden de geçerlidir. Bu bakımdan, çalınan dövizin miktarının kanıtlanmadığına ilişkin gerekçe de, dosya kapsamına uygun değildir.
Tüm bu açıklamalar karşısında, davalıların sorumlu oldukları benimsenmelidir. Mahkemece, delillerin takdirinde açık yanılgıya düşülerek ve dosya kapsamına aykırı gerekçeler ile davanın reddi doğru görülmemiş; kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 12.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy