(2004 S. K. m. 67)
Dava: Davacı T.C. Ziraat Bankası A.Ş. vekili Avukat Aydın Akman tarafından, davalılar Yıldız Özgür ve diğerleri aleyhine 21/11/2001 gününde verilen dilekçe ile icra takibine itirazın iptalinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece istemin kabulüne dair verilen 10/7/2003 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekilleri, duruşmasız olarak incelenmesi de davacı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 27/5/2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılardan Yıldız Özgür vekili Avukat Tokay Göker ile Nesrin Ayçin ve diğerleri ve Mustafa Ulusoy vekili Avukat İbrahim Erdem ve asil Mustafa Ulusoy ile karşı taraftan davacı banka vekili Avukat Mehmet Beyazıt Gerçek geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davalıların diğer temyiz itirazına gelince; Davacı T.C. Ziraat Bankası, İstanbul Şubesi çalışanları olan davalıların kusurlu eylemi sonucu zarara uğradığını belirterek, uğradığı zararın ödetilmesi amacıyla icra takibi başlattığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek itirazın iptal edilmesini istemiştir. Davalılar davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece istemin kabulüne karar verilmiştir. Kararı taraflar temyiz etmişlerdir.
Dosya içeriğindeki bilgi ve belgelerden, davacı bankanın Silopi Şubesi tarafından verilen çeklerin hamili tarafından ödenmesi için davalıların çalıştığı davacı bankanın İstanbul Şubesine ibraz edildiği, provizyon sorulması üzerine Silopi şubesince hesabın müsait olduğu biçiminde cevap verildiği, sorulan iki çek hakkında bildirilen şifrenin yanlış olduğu, bir çek hakkında da şifre bildirilmediği halde çekleri ibraz edenin tevdiat hesabına alacak yazıldığı, karşılıksız çekleri ödemesi nedeniyle zarara uğradığını ileri süren davacının, davalılardan Yıldız Özgür'ün 7.414.141.600 lira çek bedeli ve ferilerinden ekstrede gösterilen biçimde %16.80 oranda sorumlu olmak üzere, tüm davalılar hakkında 38.876.337.848 lira tutarında icra takibinde bulunduğu, davalıların itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalılar savunmalarında ve davanın devamı sırasında, davacı tarafından istenilen zararın ödendiği ileri sürmüşler ve buna ilişkin olarak sunulan belgeden de anapara borcunun tamamen tasfiye edildiği ve keşidecinin şubedeki hesabındaki 6.574.374.550 liranın bloke edildiği görülmüştür. Keşideci tarafından yapılan ödemelerin davalılardan istenen tazminattan indirilmesi gerekir. Şu durumda, keşideci tarafından yapılan ödemeler konusunda inceleme yapılarak davalıların hukuki durumunun belirlenmesi gerekir. Yerel mahkemece, anılan yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacının diğer temyizine gelince; davacı banka icra takip talebinde davalılardan Yıldız Özgür'ün 7.414.141.600 lira çek bedeli ve ferilerinden ekstrede gösterilen biçimde %16.80 oranda sorumlu tutulmasını istediği halde adı geçen davalının tüm zarardan sorumlu tutulmasının istendiği benimsenip onun hakkındaki istemin bir bölümünün reddine karar verilerek davacının avukatlık parası ile sorumlu tutulmuş olması doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
4- Tarafların öteki temyiz itirazlarına gelince;
a ) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; "bu tarifede yer alan ücretlere 3065 Sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir". denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, "belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez." hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen "vergi, resim harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. " şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve yargılama hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı yasanın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi biçiminde vardığı sonuç usul ve yasaya aykırı olup bozulmayı gerektirmiştir.
b ) Yargılama sonunda hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir ( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK ). Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir.
Diğer yandan, 4667 Sayılı Yasa'nın 77. maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinde de "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti ..." biçiminde anılan yasa hükme koşut bir düzenlemeye de yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir.
Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, "vekalet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değildir. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 ) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalılar yararına; ( 3 ) sayılı bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına; ( 4-a ve b ) bendindeki nedenlerle taraflar yarına BOZULMASINA; tarafların öteki temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine ve temyiz eden davalılardan Yılmaz Özgür ve Nesrin Ayçin ile diğerleri ve Mustafa Ulusoy vekilleri için takdir olunan 375.000.000'ar lira duruşma avukatlık ücretinin davacı bankaya, davacı banka vekili için takdir olunan 375.000.000 lira duruşma avukatlık ücretinin de davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın davalılara istekleri halinde geri verilmesine 27.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy