(2004 S. K. m. 67) (2820 S. K. m. 15) (1136 S. K. m. 164) (3065 S. K. m. 20) (2709 S. K. m. 73)
Dava: Davacı Tire Belediye Başkanlığı vekili Avukat Ferruh İdil tarafından, davalı DYP Tire İlçe Başkanlığı aleyhine 19/4/2002 tarihinde verilen dilekçe ile icra takibine itirazın iptalinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 2/4/2003 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki davacı vekili ile davalı temsilcisi taraflarından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: 1) Davacı Tire Belediye Başkanlığı, davalının kaçak su kullandığının belirlenmesi üzerine hesapladığı su parası ile gecikme bedeli ve usulsüzlük cezasından oluşan alacağın tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali isteminde bulunmuştur. Mahkemece istemin bir bölümü hüküm altına alınmıştır. Karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davada husumet Doğru Yol Partisi Tire İlçe Başkanlığına yöneltilmiştir. Davalı son oturumda husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüş; mahkemece Doğru Yol Partisi Tüzüğü'nün 30. maddesi gereğince ilçe başkanının kendi sınırları içerisinde partiyi temsil edebileceği benimsenerek husumet itirazı göz önüne alınmamıştır.
Siyasi Partiler Kanunu'nun 15. maddesinde; partiyi temsil yetkisinin genel başkana ilişkin olduğu Yasalardaki özel hükümler saklı kalmak kaydı ile parti adına dava açma ve davada husumet yetkisi genel başkana veya onun adına bu yetkileri kullanmak üzere parti tüzüğünün göstereceği parti mercilerine ilişkin bulunduğu hükme bağlanmıştır. Doğru Yol Partisi Tüzüğünün 47. maddesinde partiyi temsil yetkisinin genel başkana ilişkin olduğu belirtilmiştir. Siyasi Partiler Yasasında, ilçe başkanının partiyi temsil edeceği dava açma ve davada husumete taraf olma yetkisi bulunduğu konularında bir düzenleme yoktur. Parti tüzüğünün 30. maddesinde ilçe başkanının kendi kademesinin sınırları içerisinde partiyi temsil edeceği belirtilmişse de ilçe başkanının dava açma ve davada husumete taraf olma yetkisi bulunduğuna ait bir düzenleme tüzükte de yoktur. Parti genel başkanının böyle yetkiyi ilçe başkanına devrettiğine ait bir bilgi veya belge de sunulmamıştır. Açıklanan kanuni düzenleme ve tüzük hükümleri karşısında ilçe başkanlığının husumet ehliyeti bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Şu durumda, davacının hasmın temsilcisinde yanıldığı benimsenerek, davanın Doğru Yol Partisi Genel Başkanlığına yöneltilmesi için davacıya süre verilip dava dilekçesi ile duruşma gününün yöntemine uygun olarak tebliğ edildikten sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmek gerekir. Yerel mahkemece, açıklanan yönler gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve kanuna uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2) Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı kanun hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez. hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen vergi, resim harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. şeklindeki kanun maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve yargılama hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı kanunun 20/4. maddesinde, yukarda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde ön görülen miktarın içerisinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, sair bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içerisinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, kanun hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarda yazılı olan bu kanuni düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi şeklinde vardığı sonuç usul ve kanuna aykırı olduğundan karar bu sebeple de bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda 1 ve 2 nolu bentlerde gösterilen sebeplerle davalı yararına BOZULMASINA; bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 15.04.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy