(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 4)
Dava: Davacı Bedriye S. vekili Avukat Hıdır Özcan tarafından, davalı Tahsin Nuri D. aleyhine 24/12/2001 gününde verilen dilekçe ile kişilik haklarına saldırıda bulunulması nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 1/10/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dava kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kısmen kabul edilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde, davalı Rektör'ün kendisine karşı ağır saldırı niteliğinde davranışlara girdiğini; davalının davacıya ait not defterini ele geçirip davacıya, karşı kullandığını, rektörlük makamına kendisini çağırıp istifasını isteyerek tehditte bulunduğunu, odasından kovarak hakaret ettiğini, davacıya ait özel not defterindeki bilgileri bütün üniversiteye yayarak kendisini dindarları ve milliyetçileri fişliyor biçiminde lanse ettiğini, defterdeki yazılar nedeniyle usulsüz maaş kesim cezası verdiğini fakat sonra bunu geri aldığını ancak kendisini YÖK'e savunmada bulunmaya zorladığını ve böylece sırrını ifşa ettiğini, geri alınan bu ceza teklifinin YÖK Genel Kurulunda gündeme alınıp, internet aracılığı ile kamuoyuna duyurulduğunu, ceza verilemeyeceğini bildiği halde kasıtlı olarak ceza teklifinin kamuoyuna duyurulduğuna, davalının Prof. Mahmut Özdemir ile arasındaki tartışma sonrası yapılan soruşturmada kendisi lehine yalan beyanda bulunmadığından davacıya yönetim kurulunda ve gördüğü her yerde hakarette bulunduğunu, hatta bu nedenle Prof. Dr. Burhan Dinçer'in tanık olduğu şekilde yalancılıkla suçlayıp hakaret ve tehditte bulunduğunu, hasta olduğu günlerde aldığı raporları kasten inceleteceğini, gerçek olmadığını ima eden yazılar gönderdiğini, keyfi soruşturmalara gerekçe yaratma çabası ile davacı hakkında tutanaklar tutarak devamsızlığı ve mesaiye gitmediği gerekçesi ile soruşturma açıp disiplin cezası verdiğini, izin istenmesi üzerine keyfi ve küçük düşürücü sözlerle reddedip resmi yazışmalarla her vesile ile küçük düşürücü sözler kullandığını, kendini aşağılamak için fakülte dekanı olan davacıya devam çizelgesi konulup, özel adamlarına takip ettirdiğini ve bu durumu tüm üniversiteye anlattığını, davacının bilimsel toplantılara katılmasına engel olduğunu, bilimsel toplantının olduğu kuruluşlara ilgisiz yazılar yazarak, toplantıları keserek bu toplantılarda davacıyı küçük düşürdüğünü, yılsonunda öğretim üyeleri için verilen kokteyle kasıtlı olarak kendisini çağırmadığını; rektörlük makamında gizli olarak bulunan belgeleri gazetelere ulaştırdığını ve böylece hakkında yalan haberler yapıldığını, davacıya olumsuz sicil verdiğini, bunun iptali için idare mahkemesinde açılan davada mahkemeyi yanlış bilgi ile yanılttığını, ekli yazışmalarla küçük düşürücü beyanlarda bulunduğunu belirterek manevi tazminat istemiştir. Yerel mahkemece dava dilekçesine ekli taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alınıp, davalının yazıları ile davacının kişilik haklarına saldırdığı, yazıların haksız ve ölçüsüz olduğunu belirtilerek kısmen tazminata hükmedilmiştir. Oysa davacı ekli davalı yazışmaları dışında yukarıda belirtilen olaylara da dayandığı anlaşıldığına göre bu konulardaki taraf delilleri toplanıp inceleme yapılıp, irdelenerek, varılacak sonuca göre hüküm kurmak gerekirken eksik inceleme ile verilen kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davalının temyiz itirazlarına gelince; Her ne kadar yerel mahkemece davalının davacıya gönderdiği resmi yazılarda kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu kabul edilerek, kısmen manevi tazminata hükmedilmiş ise de; hükme dayanak yazışmalar yanların yürüttükleri idari görev nedeniyle yapılan yazışmalardır. Davacının davranışları itibarıyla verilen cevapları içerir bu yazışmalarda aşırılık ve kişilik haklarına saldırı niteliğinde sözcükler bulunmadığından davacının bu yazışmalara dayalı tazminat isteminin reddi gerekirken, yazılı biçimde verilen karar usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA ve temyiz eden taraflardan peşin alınan harçların istekleri halinde geri verilmesine 22.05.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy