(1136 S. K. m. 164/son)
Dava: Davacı İçişleri Bakanlığı vekili Avukat Zeynep Şahan tarafından, davalılar Arif Sönmez ve Bayram Hor aleyhine 20/8/2002 gününde verilen dilekçe ile 2330 sayılı Yasa gereğince ödenen tazminatın rucüen istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan Arif Sönmez hakkındaki istemin kabulüne, diğer davalı hakkındaki istemin reddine dair verilen 25/12/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Davacı idare, davalıların haksız eylemi sonucu yaralanan polis memurlarına 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun gereğince ödenen tazminatın, haksız eylemi gerçekleştiren davalılardan alınması isteminde bulunmuştur. Mahkemece, davalılardan Bayram Hor'un polis memurlarının yaralanmasına yol açan eylemi gerçekleştirmediği benimsenerek onun yününden istem reddedilmiştir. Kararı davacı temyiz etmiştir.
Polis memurlarının yaralanmalarına yol açan olay ile ilgili olarak yapılan yargılama sonunda Dinar Ağır Ceza Mahkemesince davalılardan Bayram Hor'un polis memurlarından Hacı Mehmet Bulaşmaz'a vurduğu belirlenerek her iki davalının mahkumiyeti yönünde hüküm kurulmuş ve o kararda davalıların görevi polis memurlarına vurdukları bir olgu olarak kabul edilmiştir. Bu olguya rağmen davalılardan Bayram Hor hakkındaki istemin reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
2- Davacının istemi kabul edildiğine ve dava değeri belli olduğuna göre, belirlenen değer üzerinden karar gününde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri gereğince nispi avukatlık ücretine hükmedilmelidir. Mahkemece davacı yararına hesaplanan avukatlık ücreti anılan Tarife'ye uygun bulunmadığından karar bu nedenle de bozulmalıdır.
3- Yargılama sonunda hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir (29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK). Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekâlet ücreti de yargılama giderlerindendir.
Diğer yandan, 4667 Sayılı Yasa'nın 77. maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinde de Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekâlet ücreti ... biçiminde anılan yasa hükme koşut bir düzenlemeye de yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, vekâlet ücreti avukata aittir biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi de bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda (1, 2 ve 3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, 22.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy