(3213 S. K. m. 46)
Dava: Davacılar M. Kafalı ve diğerleri vekili Avukat A. Bilge tarafından, davalı O. Maden Yapı El San. Ltd. Şti. aleyhine 29.1.2002 tarihinde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen 10.7.2003 tarihli kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak tetkiki davalı vekili Avukat A. Göktaş tarafından süresi içerisinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 22.6.2004 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı şirket vekili Avukat H. Canpolat geldi, karşı taraftan davacılar adlarına kimse gelmedi. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanın sözlü açıklaması dinlendikten sonra tarafa duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Dava, davacıların mülkiyetinde bulunan arsa niteliğindeki taşınmazlarda, davalı şirketin davacılardan izinsiz kazı yaparak maden çıkarması sebebiyle uğranılan zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Davacı; maden bedeli, taşınmazın değer kaybı ve eski hale getirilmesi adı altında üç kalem zararı yönünden öncü dava açmış, sonradan 9.7.2003 gününde harç yatırarak verdiği ıslah dilekçesiyle ise, yalnızca maden bedeli ve değer kaybı isteminde bulunmuştur. Mahkemece, bu istem doğrultusunda iki kalem zarara hükmolunmuştur.
Taşınmazlar, davacıların mülkiyetinde bulunmaktadır. Davalı maden işletme ruhsatı bulunduğunu savunmuştur. Maden Yasası'nın 46. maddesine göre, madencinin özel mülkte maden arayabilmesi için irtifak veya intifa hakkı tesisi gerekmektedir. Mahkemece davalının savunmasında bildirdiği ruhsat ve sair belgelerin merciinden getirtilerek davacılara ilişkin taşınmazlarda madencilik faaliyeti yapabilmesine olanak veren bir hakkı bulunup bulunmadığı incelendikten sonra, maden bedelini davacının isteyip isteyemeyeceğinin (intifa veya irtifak hakkı yoksa, mülk sahibi yararına maden bedeli zararına hükmolunabilir değerlendirilmesi gerekirken, eksik incelemeyle davalının çıkardığı maden bedelinin davacılara ödenmesine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Taşınmazların uğradığı değer kaybı zararı ise yanlış yöntemle hesaplanıp mahkemece hükmolunmuş bulunmaktadır. Davacı taşınmazın eski hale getirilmesini istemediğine göre; davalının bu eylemi olmasaydı taşınmazın eski halinin değeri ile davalının eylemi sonucu taşınmazın uğradığı yeni şekliyle değeri arasındaki fark, davacının uğradığı değer kaybı zararını oluşturur. Değer kaybı zararının açıklanan şekilde ve tesbit tarihi (16.8.2001) itibariyle belirlenmesi gerekirken yerel mahkemece değişik ve olaya uygun bulunmayan yöntemle belirlenmesi de ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA ve temyiz eden davalı şirket vekili için takdir edilen 375.000.000 TL. duruşma avukatlık ücretinin davacılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 22.06.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy