(818 S. K. m. 41, 47)
Dava: Davacı Mustafa Orman vekili Avukat Serhat Şişmanoğlu tarafından, davalılar Savaş K. ve Erdinç Nişikli aleyhine 17/7/2002 gününde verilen dilekçe ile trafik kazası sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; istemin kısmen kabulüne dair verilen 2/10/2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili ve davalılardan Savaş K. taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacının temyiz itirazlarına gelince; davacı, trafik kazası sonucu yaralandığını ve traktörünün hasar gördüğünü, davalıların traktörü tamir ettireceklerini bildirdikleri halde tamamen tamir ettirmediklerini, tamir ettirilmeyen hasarı tespit ettirdiğini, onarılmayan hasarı ile değer kaybının ve traktörü çalıştıramadığından oluşan gelir kaybının hüküm altına alınmasını, yaralanması nedeniyle de manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Yerel mahkemece, araç hasarı nedeniyle manevi tazminat istenilemeyeceği, davalıların traktörü onartıp davacıya teslim ettiği, kazaya bağlı eksikliğin kalmadığı benimsenerek bu istek kalemlerinin reddine, onarım sırasında traktörün çalışmaması nedeniyle uğranılan zararın bir bölümünün kabulüne karar verilmiştir. Kararı davacı ile davalılardan Savaş K. temyiz etmişlerdir.
a ) Dosya arasında bulunan ceza mahkemesi kararına göre kaza nedeniyle davacının 5 gün iş ve güçten kalacak biçimde yaralandığı ve davalı Savaş K.'ın cezalandırıldığı anlaşılmaktadır. Davacı, davalının haksız eylemi sonucu yaralandığına göre istemin dayanağı olan Borçlar Yasası'nın 47. maddesi gereğince davacı yararına manevi tazminat takdir edilmesi gerekir. Mahkemece, araç hasarına dayanılarak manevi tazminat istendiği benimsenerek manevi tazminat isteminin reddedilmiş olması isteme, usul ve yasaya aykırı olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.
b ) Her ne kadar davalı yan traktörün onarımını yüklenmiş ve bu yükümlüğünü kısmen yerine getirmişse de, traktörün onarımının tamamen gerçekleştirilmediği mahkemece yapılan tespit sonucu alınan 24.5.2002 günlü bilirkişi raporu ve yargılama sırasında mahkemece alınan bir başka bilirkişi raporu ile anlaşılmış; özellikle tespitin davalıların onarıldığını iddia ettikleri tarihin hemen sonrasında yapılmış olması ve diferansiyel gövdesinin değişmesi gerekirken kaynak yapıldığı, lastiğin değişmesi gerektiği gibi somut olgularla onarımın eksik yapıldığı, bu istemlerin de kaza ile ilgili olduğu anlaşıldığından, bu istemler yönünden de zararın davalılara ödetilmesi gerekir.
Ayrıca; davacının olaydan sonraki malvarlığının değeri, zarar verici olayın meydana gelmemesi halindeki değerden daha az ise, zarar var demektir. Gerçekten bir şeyin tahrip edilmesi veya zarar görmesi halinde nesnel zararı tayin etmek için kural olarak objektif değeri esas almak gerekir. Bu ise mübadele ( rayiç ) değerdir. Davaya konu olayda davacıya ait araç davalıların yaptığı onarım dışında harcama gerektirecek derecede hasara uğramıştır. Bu durumda sözü edilen aracın onarıldıktan sonra mübadele ( rayiç ) değerinin olaydan önceki mübadele değerinden az olacağının kabulü gerekir. Çünkü tamamen onarılmış olsa bile bu araba tahribatın izlerini taşımaktadır. Onarılmış durumdaki değeri, ne kadar iyi onarılmış olursa olsun, kural olarak aynı nitelikteki hiç hasara uğramayan araç değerinden düşüktür ve bu da cari değerinden kaybettirmektedir. Zararı tazminle yükümlü olan kimse, tazmin borcunu doğuran eylemin meydana gelmesinden önceki durumu iadeye mecburdur. Şu durumda belirlenecek değer kaybının da hüküm altına alınması gerektiğinin gözetilmemiş olması da doğru değildir.
Yerel mahkemece, anılan yönlerin gözetilmemiş olması da bozmayı gerektirmiştir.
3- Yargılama sonunda hüküm, ancak davanın tarafları hakkında verilebilir. Yargılama giderleri de hükmün sonuçlarına göre yanların sorumlulukları ile ilgili bulunduğundan, hüküm ile birlikte karara bağlanması gerekir ( 29.5.1957 tarih ve 4/16 sayılı İBK ). Bu bağlamda, yargılama giderleri aleyhine hüküm verilen tarafa yükletilir ve vekalet ücreti de yargılama giderlerindendir.
Diğer yandan, 4667 sayılı Yasa'nın 77. maddesiyle değişik 1136 sayılı Avukatlık Yasası'nın 164/son maddesinde dava sonunda, karar ile tarifeye dayalı olarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücretinin avukata ait olacağı belirtilmiş ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinde de "Yargı yerlerince avukata ait olmak üzere karşı tarafa yükletilecek vekalet ücreti ..." biçiminde anılan yasa hükme koşut bir düzenlemeye de yer verilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere gerek Avukatlık Yasası ve gerekse de yasaya dayalı olarak hazırlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nde yer alan düzenlemeler; Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasası'nın davanın taraflarına ve hükmün kimlere yönelik olarak kurulacağına ilişkin hükümlerini kaldırıcı veya değiştirici nitelikte değildir. Aksine, hükmün ve ayrıntısı niteliğindeki yargılama giderlerinin ve yargılama giderlerine dahil bulunan vekalet ücretinin davanın tarafları hakkında kurulması gerekir. Avukatlık Yasası'ndaki, "vekalet ücreti avukata aittir" biçimindeki düzenleme hükmü kuran mahkemeye değil, vekil ile vekil edene yönelik bir kuraldır. Bu yorum ve varılan sonuç aynı maddedeki "bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez" biçimindeki düzenleme ile de doğrulanmaktadır. Açıklanan nedenlerle, taraf sıfatı bulunmayan vekil yararına vekalet ücretine hükmedilmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 2 a-b ve 3 ) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA; davalının temyiz itirazlarının ilk bentteki nedenlerle reddine ve temyiz eden davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29.4.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy