(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Maliye Hazinesi vekili Avukat Arslan Narin tarafından, davalı Cihan Karaoğuz aleyhine 21.3.2001 gününde verilen dilekçe ile kaçak olarak alınan malzeme bedelinin tahsilinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27.2.2003 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili taraflarından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Dava: Davacı, davalının haksız olarak aldığı kum ve çakıl bedelini istemiştir. Davalı, kum alınan yerle ilgili olarak İl Özel İdaresinden ruhsat aldığını, mahallinde stok halde tespit edilen ve dava konusu olan malzemenin çoğunu dava dışı bir şirketten fatura ile satın aldıklarını, ayrıca çıkarılan kum ve çakılın eleme tesislerinde kullanılmadan durduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından 1.8.2000-31.12.2000 tarihleri arasında geçerli olmak üzere davalı adına verilmiş bir ruhsatname mevcuttur. Milli Emlak Memurları tarafından dava açılmadan önce düzenlenen ve davalının da imzaladığı 30.10.2000 tarihli mahalli tespit tutanağında; davalının dava konusu yerden 2500 m3 malzeme aldığını ve malzemeyi ırmak yatağından alarak kendisine ait eleme tesisine götürerek satış yaptığını beyan ettiği yazılmıştır. Dava açılmadan önce 17.1.2001 tarihinde mahkemece yapılan tespit sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, 78.852. m3 kum ve çakıl malzemesinin stok halinde bulunduğu belirlenmiş olup eldeki bu dava açılarak 78.852 m3 malzeme bedeli istenmiştir. Davalı yan, bu malzemenin 70.000 m3'lük kısmını dava dışı Alpin Madencilik Ltd. Şti.'nden satın aldığını belirterek bu malzemeye ait olduğunu ileri sürdüğü altı adet fatura ibraz etmiştir. Ancak vergi dairesinden gelen cevabi yazıya göre bu faturaların, davalı tarafından işletme defterinde gösterilmediği anlaşılmaktadır. Yargılama sırasında mahkemece 4.6.2002 tarihinde yapılan keşif sonrasında düzenlenen bilirkişi raporunda, stok halinde bulunan malzemenin 40.400 m3 olduğu, ırmak yatağında bulunan malzeme ile stok edilen malzemenin özellikleri yönünden aynı ortamsal koşulların ürünü oldukları belirlenmiştir. Mahkemece, tüm delillerin değerlendirilmesinde malzemenin kesin miktarının saptanamadığı, milli emlak memurlarınca düzenlenen tespit tutanağında davalının dere yatağından 2500 m3 malzeme aldığına ilişkin ikrarının aksinin davacı tarafından kanıtlanamadığı gerekçesi ile 2500 m3 malzeme bedeline hükmedilmiştir. Karar davacı ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.Her ne kadar İl Özel İdaresi tarafından davalı adına verilmiş bir ruhsatname mevcut ise de kum ocaklarının işletilme yetkisi, 19.6.1994 tarihli Kanun Hükmündeki Kararname gereğince İl Özel İdaresinden alınıp hazineye verilmiştir. Bu nedenle özel idare tarafından düzenlemeden daha sonra verilen ruhsatın geçerliliği bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla davacı yerdeki malzemenin sahibi konumundadır. Bu husus mahkemenin de kabulündedir. Uyuşmazlık, alınan kum ve çakılın miktarı ile ilgilidir. Davacı adına hareket eden görevlilerce düzenlenen 30.10.2000 günlü tutanakta davalının beyanı yer almakta olup 2500 m3 kum alındığı belirtilmişse de daha sonra mahkemece yapılan delil tespitinde davalı tarafından çıkarılan ve bekletilen 78.852 m3 kum-çakılın bulunduğu belirlenmiştir. Daha sonra 4.6.2002 tarihinde mahkemece yapılan keşifte de tespitte belirlenen 78.852 m3 malzemenin 40.400 m3'e indirildiği görülmüştür. Davalı ayrıca savunmasında bu kumun davada yer almayan Alpin Ltd. Şti. adlı şirketin çıkardığı kum olduğunu ve ondan satın aldığını belirtmiştir. Dinlenilen tanıklar yeminli beyanlarında mahkemece yapılan tespitte belirlenen kumun tamamının dava konusu edilen ruhsatlı yerden alındığını belirtmişlerdir. Yine dinlenilen bir diğer tanık da beyanında, bu kumun bir kısmının davalı, bir kısmının da Alpin Ltd. Şirketi tarafından çıkarıldığını ifade etmiştir. Dava konusu edilen kum halen davalının yedinde bulunduğuna göre bunun üçüncü bir kişi tarafından çıkarılması davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. Bu bakımdan 17.1.2001 tarihinde yapılan tespitte 78.852 m3 kum-çakıl bulunduğu belirlendiğine göre bu miktar kum-çakıl bedeline hükmedilmesi gerekirken mahkemece davalının beyanına itibarla daha az miktarda malzeme bedeline hükmedilmesi doğru değildir.Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının şimdilik incelemesine yer olmadığına 28.1.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy