(2709 S. K. m. 129/5) (1086 S. K. m. 275)
Dava: Davacı Hazine vekili Avukat Veli Barbaros tarafından, davalı İbrahim Yavuz aleyhine 25.7.2001 gününde verilen dilekçe ile rücuan tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 7.7.2003 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı hazine vekili Avukat Nuran Otluoğlu tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: 1 ) Davacı, davalının hukuka aykırı eylemde bulunduğu, bu yüzden zarar verdiği 3. kişilere tazminat ödemek zorunda olduğunu belirterek ödediği tazminatın rücuan iadesini istemiştir. Mahkemece, zararın hizmet kusurundan kaynaklandığı, davalının sorumlu tutulmaması gerekçesi ile dava reddedilmiştir. Karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki kanıtlara göre davalının zarar doğurucu eylemden dolayı Elazığ KKK 8. Kolordu Kom. Askeri Ceza Mahkemesinin 1999/122 Esas, 1999/541 karar sayılı dosyasında yargılandığı ve hükümlülüğüne karar verildiği böylece davalının hukuka aykırı eyleminin kesinleştiği görülmektedir. Eylemin kısmen hizmet kusurundan kaynaklanması davalıyı sorumluluktan kurtarmaz. Ancak tazminat kapsamının belirlenmesinde göz önünde tutulur. Diğer bir anlatımla bölüşük kusura göre davanın çözümlenmesi gerekir. Kaldı ki Ankara Askeri Yüksek İdare Mahkemesi 2. Dairesinin 1997/794 Esas, 2000/872 sayılı kararı da tamamen illiyeti kesecek olguları içermemektedir.
Ayrıca, HUMK.nun 275. maddesi uyarınca "mahkeme, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir; hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişi dinlemez."
Somut olay, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenebilir niteliktedir. O nedenle, bilirkişi düşüncesine başvurulması maddeye açık aykırılık oluşturur.
Anılan yön gözetilmeden davalının sorumluluğunun belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılması da bozmayı gerektirmiştir.
2 ) Mahkemece takdir edilen vekalet ücretine, katma değer vergisi eklenerek hüküm kurulmuştur. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesinde; "bu tarifede yer alan ücretlere 3065 sayılı Yasa hükümleri gereği katma değer vergisi ayrıca ilave edilir". denilmekte ise de, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Yasası'nın 20/4. maddesinde, "belli bir tarifeye göre fiyatı tespit edilen işler ile biletle tahsil edilen hallerde tarife ve bilet bedeli, katma değer vergisi dahil edilerek tespit olunur ve vergi müşteriye ayrıca intikal ettirilmez." hükmü ile Anayasa'nın 73. maddesinde belirtilen "vergi, resim, harç ve benzeri yükümlülükler kanunla konulur, değiştirilir veya kaldırılır. " şeklindeki yasa maddelerinin bu düzenleniş biçimine karşın, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 21. maddesindeki düzenleme biçiminin yer almış bulunması, normlar arasında aykırılık yaratmıştır. Bu gibi durumlarda ve Yargılama Hukuku bakımından öncelikle göz önünde tutulacak hüküm, Anayasa kuralıdır. Yukarıda yazılı olan Anayasa kuralına dayanılarak çıkarılan 3065 sayılı Yasa'nın 20/4. maddesinde, yukarıda açıklandığı üzere, bu nitelikteki tarifelerde öngörülen miktarın içinde Katma Değer Vergisi'nin de bulunduğu, diğer bir ifade ile Katma Değer Vergisi'nin, tarifede belirlenen miktar içinde yer aldığı belirtilmiştir. Şu durumda, yasa hükmü gözetildiğinde, tarifedeki ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi'nin eklenmemesi gerektiği kabul edilmek gerekir.
Mahkemenin yukarıda yazılı olan bu yasal düzenlemeleri gözetmeden, tarifede belirlenen ücrete ayrıca Katma Değer Vergisi eklenmesi de ayrı bir bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda ( 1 ve 2 ) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle BOZULMASINA 5.5.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy