(765 S. K. m. 455, 459, 465)
Dava: Davacı T. V. vesayeten A. V. vekili Avukat M. Can tarafından, davalılar A. Gayrimenkul Yatırım A.Ş. ve diğerleri aleyhine 27/6/2000 gününde verilen dilekçe ile haksız eylemden doğan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı yönünden reddine dair verilen 31/5/2001 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Davacı, davalılara ait işyerinde tamirat yaparken bina boşluğuna düşerek yaralandığını belirtip maddi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, dava zamanaşımı yönünden reddedilmiştir.
Olay tarihi 24.8.1995 olup, eldeki bu dava ise 27.6.2000 tarihinde açılmıştır. Davalıların çalıştırdıkları personeller ile mağaza sahibi ceza mahkemesinde yargılanmışlar ve olayda kusurlu bulunarak TCK'nun 459/2. maddesi uyarınca mahkum olmuşlardır.
TCK'nun 465. maddesi hükmüne göre, Bir kimsenin veya bir şirketin hizmetinde bulunanlar tarafından vazife ve hizmet sırasında işlenen 455 ve 459. maddelerinde yazılı cürümlerden dolayı hükmedilecek tazminattan o kimse veya şirket malen mesuldür. TCK'nun 459. maddesinde öngörülen ceza miktarı gözetildiğinde eylem beş yıllık ceza zamanaşımına tabidir. Davalıların, TCK'nun 465. maddesi gereğince sorumlu olmaları ve eylemin beş yıllık zamanaşımına tabi olması, eldeki davanın da henüz beş yıllık süre dolmadan açıldığı dikkate alındığında davanın süresinde olduğunun kabulü gerekir. Mahkemece işin esasının incelenmesi gerekirken yazılı şekilde zamanaşımı yönünden reddetmiş olması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05.05.2003 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
Karşı Oy Yazısı
Davacının davalı şirketler aleyhine açtığı davada tazminat isteğinin reddine karar verilmiş, karar dairemizce bozulmuş bulunmaktadır.
Davalıların zamanaşımı itirazının yerinde olup olmadığının tartışılması gerekmektedir.
Bu davanın açılması sırasında davalılar elemanı hakkında açılmış bulunan ceza davasının çoktan bittiği bellidir.
Hukuken çözülmesi gereken husus, böyle durumlarda zamanaşımının ne kadar olduğu, uzamış (ceza) zamanaşımının kayıtsız şartsız uygulanıp uygulanamayacağı, TCK. 465. maddesinin bu tür davalara etkisinin ne olacağının tartışılmasıdır.
Bilindiği gibi, haksız fiillerde zamanaşımı olayı, faili ve zararı öğrenme tarihinden itibaren bir yıldır. Borçlar Kanunu'nun 60. maddesinin birinci fıkrasında belirlenmiş olan bu zamanaşımına, ikinci fıkra ile farklılık getirilmiş, olay ceza kanunları gereğince daha uzun bir zamanaşımını gerektirir bir fiilden doğmuş ise zarar davasının da o zamanaşımına tabi olacağı kabul edilmiş bulunmaktadır. Ancak; dikkat edilmesi gereken husus bu uzamış zamanaşımının haksız fiil suçunu işleyenler için uygulanıp, o kişileri çalıştıranlar için uygulanmayacağıdır. Haksız fiil de çalıştıranın cezai sorumluluğu olmayacağı için haksız fiil işleyeni çalıştıran kişi, kurum veya şirketin sorumluluğu TCK'nun 465. maddesi doğrultusunda mümkün olabilmektedir. Bu madde gereği davalı kurumun sorumluluğunun devam etmesi için kurum elamanı hakkındaki ceza davasının devam ediyor olması gerekmektedir. Bazı münferit istisnaların dışında Dairemizin ve Hukuk Genel Kurulu'nun kararları bu doğrultudadır. Bir örnek olmak üzere HGK'nun 27/6/2001 gün 2001/4-472, 2001/547 sayılı kararında: Zarar doğuran olay 31/7/1996 tarihinde gerçekleşmiş, olaya sebebiyet veren kişi hakkında ceza davası TCK'nun 459. maddesi uyarınca cezalandırılması ile sonuçlanıp, karar 30/12/1998 tarihinde kesinleşmiş, eldeki dava da 29/4/1999 günü açılmıştır. Olayın üstünden bir geçmiş olup, uzamış (ceza) zamanaşımının uygulanmasının mümkün bulunmamasına, TCK'nun 465. maddesindeki malen sorumlu olanların sorumluluğu için haksız fiili işlemiş olanların haklarında devam eden bir ceza davası da bulunmamasına göre, davanın zamanaşımına uğradığının kabul edilmesi gerekir denilmektedir.
Yukarıda yazılanların ışığında olaydan dava tarihine kadar bir yıldan fazla zaman geçmiş bulunmasına, ceza zamanaşımının uygulama yeri olmamasına, suç işlemiş kişi hakkında devam eden bir ceza kovuşturması bulunmamasına ve bu sebeple TCK'nun 465. maddesinin belirlediği sorumluluk sebebinin de ortadan kalkmış olmasına göre, davalıların zamanaşımı savunmasının kabul edilerek davanın reddedilmesini uygun bulduğumdan kararın bozulmuş olmasına katılamıyorum.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy