(818 S. K. m.49) (1086 S. K. m.388,389)
Dava: Davacı İsmail B. vekili Avukat Ali Kedersiz tarafından, davalı Adeviye H. aleyhine 16.4.2002 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; tarziye verilmesi ve sözlü geri alınması suretiyle davanın kabulüne dair verilen 12.11.2002 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Davalının, başka bir davanın duruşması sırasında davacıya yönelik olarak "şerefsiz" diye konuştuğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davalının özür dileyerek sözünü geri aldığı da belirtilerek tarziye verilmesi ve sözün geri alınması suretiyle davanın kabulüne, manevi tazminat verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
BK.nun 49. maddesine göre hakim, manevi tazminatın ödenmesi yerine diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebilir. Tarziye, sözcük anlamı itibariyle suçunu kabul ederek bağışlanmasını dilemek anlamındadır. Davalı, davacıdan özür dileyerek sözünü geri aldığını açıklamıştır. Davalının eyleminin haksız eylem niteliğinde bulunduğu ve davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu belirgindir. Davacı, manevi zararın tazminat şeklinde giderilmesini istemiştir. Özür dilenmesi ve sözün geri alınması, haksız eylemi ortadan kaldırmadığı gibi manevi zararın giderilmesinde de uygun bir yaptırım niteliği taşımaz. Yasa koyucunun, özür dilenmesini veya eylemi geri aldığının açıklanmasını bir yaptırım türü olarak düzenlediği de benimsenemez. Somut olayın özelliği ve hukuksal düzenleme itibariyle davacının isteği doğrultusunda takdir edilecek miktarda manevi tazminatla davalının sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken, mahkemece yasal düzenlemelerin amaçlandığı bir yaptırım la davanın sonuçlandırılması bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, hüküm kurulmadan evvel yargılama sırasında davalının pişmanlık duyarak özür dilemesi ve sözünü geri almasının,gerekçede bizzat ifa edilme olarak kabulüyle, henüz kesinleşmeyen bir mahkeme kararı yaptırımın infaz edildiğinin benimsenmesi de ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23.5.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy