(818 S. K. m. 47, 49)
Dava: Davacı Sadettin K. vekili Avukat Ramazan Gömleksiz tarafından, davalı Sinan Doğan aleyhine 15/10/2001 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 12/11/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Davaya konu edilen olayda davalının haksız davranışı ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde hüküm altına alınan tazminat azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzerer karar bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 28/4/2003 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bir tazminat davasında yaptırım belirlenirken yasada öngörülen ölçülerin dikkatlice kullanılması gerekmektedir. Seçilen yaptırım tazminat cinsinden olacaksa davalının fakirleşmemesi, davacının zenginleşmemesi ölçülerinin yanında, yaptırımın davacının manevi varlığında doğmuş olan zararı giderici, davalıyı uyarıcı nitelikte olması uygun olur.
Yukarıdaki genel ilkelerin olaya uygulanmasına gelince: Davalının davacıya kötü muamele yapması nedeniyle cezalandırıldığı bellidir. İşkencenin hiçbir şekilde savunulur tarafı yoktur. Ancak: Her davada verilecek karar olay tarihindeki şartlara göre belirlenir. Olay tarihi 6/5/1995'tir. 1995 yılının ilk yarısındaki en yüksek devlet memuru maaşı 30-35 milyon lira iken aynı yılın ikinci yarasında bu maaş düzeyi 60 milyon lira civarındadır. Bir ölçü olmak üzere verilmiş olan yukarıdaki rakamlar, aradan geçen zamanda hükmedilen miktarın faizi ile ulaşacağı rakam ve davalının ödeme gücü de değerlendirildiğinde yerel mahkemenin takdiri uygun olmuştur. Bu nedenle daha üst düzeyde tazminat belirlenmesine dair bozma kararına katılamıyorum.
Full & Egal Universal Law Academy