(1086 S. K. m. 388)
Dava: Davacılar İbrahim Acar ve Ali Bahçetepe vekili Avukat Casim Yılmaz tarafından, davalılar Eşref Koç ve diğerleri aleyhine 8/11/2000 gününde verilen dilekçe ile muvazaalı icra satış işleminin iptalinin istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın kabulüne dair verilen 1/10/2002 günlü kararın Yargıtay'da duruşmalı olarak incelenmesi davalılar Eşref Koç vekili, duruşmasız olarak incelenmesi de davalı Muzaffer Güneş vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 11/11/2003 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine taraflardan kimsenin gelmediği görüldü, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, muvazaalı icra satışının iptali istemine ilişkindir. Yerel mahkemece dava kabul edilmiş, karar davalılardan Eşref Koç ve Muzaffer Güneş tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalılardan Muzaffer Güneş'den alacaklı olduğundan bu davalı aleyhine icra takibi yapmış ve davaya konu araç üzerine haciz koydurmuştur. Ancak bu sırada diğer davalı Eşref Koç'un da aynı borçludan alacağı için başka bir dosya üzerinden haciz kararı aldığı; aynı araç üzerine uygulattığı, davalı Eşref'in birinci sırada, davacının ikinci sırada haciz koydurduğu ve araç üzerinde on tane haciz bulunduğu anlaşılmıştır. Hacizli araç davalı Eşref'in alacağına mahsuben bu davalıya satılmış, davacı sıra cetveli düzenlenmemesi ve bu satışın aslında alacak mevcut olmadan yapılan icra takibine dayalı olarak muvazaalı olduğunu ileri sürerek iptalini istemiştir. Davaya konu olan olay itibariyle olayda davalı Eşref'in, Muzaffer'deki alacağının miktarı itibariyle aracın satımından elde edilecek bedelin alacağı karşılamaması nedeniyle, sıra cetveli düzenlenmemesinde bir usulsüzlük bulunmamaktadır.
Muvazaa iddiasına gelince: Mahkemece davacının takibi varken davalı Eşref tarafından takip başlatıldığı ve muvazaalı olduğu kabul edilmiş ise de; dosyadaki belgelerden davalının davacıdan daha önce icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır. Üstelik gerekçede bu iddianın kanıtlandığı belirtilmiş ise de, bunun dayanağı olan kanıtlar gösterilmemiş ve bu husus kararda gerekçelendirilmemiştir. HUMK. gereği hakim, tarafların iddialarını ve savunmalarını belirterek, bunlardan hangisini hükme dayanak yaptığını, gerekçesiyle hükümde tartışmalıdır. Kararın somut gerekçeleri içermemesi doğru görülmediğinden bozmayı gerektirmiştir.
Kabul biçimi itibariyle de, davalılar Eşref Koç ve Muzaffer Güneş kendilerini vekille temsil ettirdikleri halde, yenileme dilekçesinin usulünce vekillere tebliğ ettirilmeden, davalılara yeterli savunma hakkı tanınmadan ve taraf teşkili yapılmadan karar verilmesi de usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle davalılar Eşref Koç ve Muzaffer Güneş yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11.11.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy