(657 S. K. m. 146) (1136 S. K. m. 164, 167) (492 S. K. m. 3, 32)
Dava: Davacı S. Ş. tarafından, davalı MEDAŞ Genel Müdürlüğü aleyhine 18.12.2002 gününde verilen dilekçe ile vekalet ücretinin 657 sayılı Kanun'un 146. maddesinde belirtilen limitle sınırlı olmaksızın davacının payına düşen kısmının tahsilinin istenmesi üzerine Hakemce yapılan yargılama sonunda; davanın kabulüne dair verilen 17.1.2003 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı, davalı MEDAŞ Genel Müdürlüğü'nün vekili olup 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'na tabi olarak ve 1580 sayılı Yasa'nın 100/D maddesine göre görev yaptığını; Avukatlık Yasası'nın değişik 164. maddesinde Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekalet ücreti avukata aittir. kuralına karşın müvekkilinin 657 sayılı Yasa'nın 146. maddesine dayanarak vekalet ücretinin tamamını vermediğini ileri sürerek çekişmenin giderilmesini, emanet hesabında birikmiş bulunan vekalet ücretinin kendisine verilmesini istemiştir.
Davalı yan, davanın reddini savunmuştur.
Konya Barosu Hakem Kurulu, davanın kabulüne karar vermiştir.
Uyuşmazlık vekalet ücretine ilişkindir. Avukatlık Yasası'nın 167. maddesinde, Avukatlık sözleşmesinden ve vekalet ücretinden kaynaklanan her türlü anlaşmazlıklar, hukuki yardımın yapıldığı yer barosu hakem kurulunca çözümlenir. Hakem Kurulu, baronun bulunduğu yargı çevresinin en kıdemli Asliye Hukuk Hakimi ile baro yönetim kurulunca seçilecek, yönetim kuruluna seçilme yeterliliğini taşıyan iki avukattan oluşur... biçimindeki düzenlemeye göre uyuşmazlığın çözümü öngörülmüştür.
Bilindiği gibi, tahkim yolu Devletin mahkemeleri dışında kalan hak arama yoludur. Bu da mecburi ve isteğe bağlı olmak üzere iki tür hakem kuruludur. Baro Hakem Kurulları, mecburi tahkim (hakem) yoludur. Bu yoldan uyuşmazlıkların çözümü de bir davadır. Hakemce verilecek karar belli noktalarda Yargıtay'ın denetimine tabidir. Bu hali ile de harç alınması gereklidir.
Dosyada dava açılırken (hakem kuruluna başvurulurken) harç alınmadığı gibi karar harcı-ilam harcı da alınmamıştır. Oysa Baro Hakem Kurulunda açılan davaların harçtan muaf olduklarına dair 492 sayılı Harçlar Yasası'nda ve diğer yasalarda herhangi bir kural getirilmemiştir. Aksine 492 sayılı Yasa'nın 3. maddesinde, kanun gereğince tahkim yolu ile çözümü gereken davalardan da harç alınacağı öngörülmüştür.
Yine Harçlar Kanunu'nun 32. maddesinde ise, Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı da öngörülmüştür. Şu durumda anılan bu madde gereğince davacıya harç yatırması için yasa gereğince süre tanınmalıdır.
Davaya konu edilen olay, o yer en kıdemli Asliye Hukuk Hakiminin başkanlığında ve iki avukat üyeden oluşan Baro Hakem Kurulu'nca, mecburi hakem yolu ile uyuşmazlığın çözümü öngörüldüğüne göre, Baro Hakem Kurulunca harç alınmadan davaya devam olunup karar verilmesi ve kararda dahi ilam harcının alınmamış olması usul ve yasaya aykırıdır. Karar, bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre şimdilik diğer yönlerin incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 17.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy