(818 S. K. m. 46)
Davacılar T. Bayram ve H. Bayram vekili Avukat G. Kabak tarafından, davalı Aygaz A.Ş. aleyhine 15/2/2002 gününde verilen dilekçe ile tüpteki imalat hatası nedeniyle uğranılan zararın tazmininin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 27/12/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten soma tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince; Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Yerel Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş, karar davacılar tarafından temyiz olunmuştur.
Davacılar, davalı şirket tarafından hatalı imal edilen tüpün patlaması nedeniyle uğradıkları maddi zarar ile sekiz aylık hamile olan davacı H. Bayram'ın bu patlama nedeniyle uğradığı manevi zararın tazminini istemişlerdir. Yerel mahkemece tarafların kusur durumu bilirkişi raporları ile belirlenmiş, ilk bilirkişi raporun dili kusur oranı esas alınarak maddi tazminat kısmen kabul, manevi tazminat istemi ise reddedilmiştir.
Mahkemece davalı şirketin 2/8 kusurlu olduğunu bildiren 24/9/2002 tarihli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş ise de, davalıya verilen bu kusur olayın gelişimine uygun değildir. Davalının kusurunun daha fazla olacağı dosya kapsamından ve 25/11/2002 tarihli ikinci bilirkişi raporundan anlaşılmaktadır. Şu durumda tarafların kusuru konusunda çelişkinin giderilmesi, yeniden bilirkişi incelemesi ile kusur oranlarının belirlenmesi ve varılacak sonuca göre karar vermek gerekirken; gerekçesi yazılmadan, denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna göre karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
3- Davacı Hatice Bayram'ın manevi tazminat istemi manevi değerlere saldırıda bulunulmadığı gerekçesi ile reddedilmiştir. Oysa manevi tazminat sadece sosyal, duygusal kişilik değerlerine saldırı halinde değil, aynı zamanda vücut bütünlüğü gibi fiziki kişilik değerlerine saldırı halinde de söz konusu olur. Vücut bütünlüğü deyince, ruhsal bütünlük de bu kavramın içinde mütalaa edilmek gerekir. Sekiz aylık hamile bir bayanın evinde tüp patlaması, evin cam, ahşap ve diğer aksamlarının harap olması eşyaların yanması is ve kirlenme nedeniyle hem şok ve panik yaşaması hem de bu zarar giderilinceye kadar bakıma ihtiyaç duyduğu bu dönemde evinde rahatça dinlenemeyip başkalarının yanında kalarak huzursuz olması, yine ceza dosyasından anlaşıldığı üzere hastaneye gitmesi ve düşük tehlikesi yaşaması onun ruhsal bütünlüğünün ihlalidir. Manevi tazminatın amacı kişinin bozulan manevi dengesinin telafisi olduğuna göre davacının bu bozulan ruh bütünlüğünün sağlanması duyduğu acı, korku ve elemin giderilmesi için uygun bir miktar manevi tazminata hükmetmek gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarıda (2 ve 3) nolu bentlerde gösterilen nedenlerle davacılar yararına BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/5/2003 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy