(818 S. K. m. 49) (4721 S. K. m. 25)
Dava: Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Davacı, davalıya ait televizyon kanalında yayımlanan haberde, kızı tarafından kendisine karşı açılan nafaka davası bahane edilerek, "dayakçı baba", "gaddar baba" imajı yaratıldığını; bu olay ile hiç ilgisi olmadığı halde "rüşvet alan", profesör olarak tanıtılıp kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu ileri sürerek manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Mahkemece, dört yıl önce gerçekleşen ve beraat kararı ile sonuçlanan davacının rüşvet aldığı iddiasıyla yargılandığı olayın yeniden gündeme taşınmasının davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenerek istemin bir bölümü kabul edilmiş; karar dairemizce onanmıştır.
Karar: Davaya konu edilen yayında davacı ve üvey anne olan eşi tarafından kızının dövüldüğü, bunun sonucu olarak kızın şikayetçi olduğu belirtildikten sonra, olayın çarpıklığı, aileyi ve bunun sonucu olarak toplumu ilgilendirmesi bakımından, davacının geçmişteki yaşamı konusunda tanıtma gereği duyulmuş ve davacının bir davada bilirkişi olarak rüşvet aldığı öne sürülmüş ve buna ilişkin görüntüler de yayınlanmıştır.
Gerçekten, davacının bilirkişi olarak incelediği bir dava dosyası nedeniyle rüşvet aldığı iddiası ile yargılandığı, ancak rüşvet olarak nitelenen paranın iş sahibinden ek bilirkişi ücreti olarak alındığı gerekçesiyle beraat ettiği anlaşılmıştır. Şu anlatımdan da anlaşılacağı üzere davacının anılan suçtan kasete alınan görüntüleri olduğu ve yayınlandığı sabittir. Sonradan beraat etmesi ve eldeki davaya konu edilen yayında beraat ettiğinden söz edilmemesi yayını hukuka aykırı hale getirmez. Zaten yayında da "rüşvet aldığı ileri sürülen" denmiştir. Eldeki davadaki yayınla davacının kızına karşı olan ve kamuyu ilgilendiren olaylar nedeniyle geçmişteki bir davranışı da gündeme getirilmiştir. Bu yayın biçimi, olayın güncel dışı olduğu sonucunu doğurmaz.
Sonuç: Şu durumda istem reddedilmek üzere kararın bozulması gerekirken onanmış olması karşısında davalının karar düzeltme istemi HUMK'nın 440. ve 442. maddeleri uyarınca kabul edilmeli ve karar yukarıda gösterilen nedenlerle bozulmalıdır.
KARŞI OY :
Dava, yayın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir.
18.06.1998 tarihinde davalı şirkete ait Show TV'nin ana haber bülteninde, davacının kızını dövdüğü kızına karşı gaddarca davranışlarda bulunduğu, kızının da Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğu, kendisine yönelik şiddetin önlenmesi için 4320 sayılı Ailenin Korunması Yasası uyarınca mahkemeye başvurduğu haber konusu yapılır iken davacının temsili görüntüleri de verilerek bu olayla hiç ilgisi olmadığı halde, davacının "rüşvetçi olduğu" geçmişte rüşvet alırken görüntülendiği iddia edilerek haber konusu yapılmıştır.
Davacının kızının babası ve üvey annesi tarafından dövüldüğü iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunduğu 98/20365 nolu Hazırlık Soruşturması sonunda takipsizlik kararı verildiği, İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 98/442.651 sayılı Dosyası'nda davacının kızı Özlem lehine aylık 100 milyon lira nafakaya karar verildiği sabit olduğundan, haberin bu konulara ilişkin yönleri görünürdeki gerçeğe uygun olduğundan, bu haberler nedeniyle manevi tazminata karar verilmemiş olması doğrudur.
Ancak, haberde yer alan davacının "rüşvetçi olduğu", rüşvet alırken görüntülendiği yolundaki haberlerin, davacının kızını dövmesi olayı ile bir ilgisi olmadığı gibi gerçekle de ilgisi yoktur. Dosya arasına getirilen Bakırköy 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 29.04.1994 tarih 1993/364 esas 1994/110 karar sayılı Kararı'na göre davacı bilirkişilik yaparken, rüşvet aldığı iddiası ile şikayet edilmiş yapılan yargılama sonunda beraatına karar verilmiştir. Davacının 1994 tarihinde beraat ettiği mahkeme kararı ile kesinleştiği halde 4 yıl sonra verilen bir haber sırasında rüşvetçi olduğunun ileri sürülmesi haberin gerçeklik ve güncellik ilkelerine aykırı düşmektedir. Bu nedenle haberde, hukuka aykırılık olgusu gerçekleşmiştir.
Toplanan deliller, olayın algılanması ve hukuki vasıflandırılması, oluşa uygun yapılarak uygun miktarda tazminata karar verilmiş ve mahkeme kararı da dairece onanmış olduğundan, karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmesi görüşünde olduğumuzdan çoğunluğun karar düzeltme isteğinin kabulü yönündeki kararına katılamıyoruz.
Full & Egal Universal Law Academy