(1086 S. K. m. 388/b.3, 389, 428/b.1, 566, 567/1)
Dava: Davacı Şükran Ö. vekili Avukat M. Güven tarafından, davalı Bilgi Ö. aleyhine 13/3/2001 gününde verilen dilekçe ile eşya tespitinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın reddine dair verilen 30/10/2002 günlü kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
Karar: Dava, eşya tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Dava dilekçesinde, taraflar arasında ortaklığın giderilmesi davası bulunduğu, anılan davanın konusunu oluşturan 47 kalem taşınır eşyadan 18 kalem eşyanın davacıya ait olduğu ileri sürülmüş ve bu yönün tespiti istenilmiştir. Mahkemece, eda davası açma olanağı bulunduğu ve tespit isteminin dinlenilebilir olmadığı; diğer yandan, davanın da kanıtlanmadığı gerekçe gösterilerek ret kararı verilmiştir.
Mahkemenin kararı, gerekçesi ve sonucu bakımından çelişkilidir. Hem hukuki yarar yokluğu benimsenmiş, hem de davanın esasını çözümler biçimde ret hükmü oluşturulmuştur. Bu yön, yasaya açık aykırılık oluşturmaktadır ve mutlak bozma nedenidir. (HUMK. m.388/b.3, m.389, m. 428/b.1)
Diğer yandan, tespit davasının dinlenilebilir olmadığına ilişkin kabul de yanılgılıdır. Dava konusu edilen ve ortaklığın giderilmesi davasına da konu olan eşyaların değeri, dava dilekçesinde 850.000.000 -TL olarak gösterilmiştir. Bu bakımdan uyuşmazlığın, dava değeri itibariyle ve istihkak savı biçiminde, sulh hukuk mahkemesindeki yargılama sırasında ve hadise hükümleri uyarınca çözümlenmesi olanağı yoktur. (HUMK. m. 566, m.567/1). Aksine ve yasanın görev kuralı niteliğindeki açık düzenlemesi gereği, asliye hukuk mahkemesinde çözüme kavuşturulması zorunludur. Burada, bir yön gözden kaçırılmamalıdır. Dava konusu şeyler terekeye dahil olup, el konulmuştur. O nedenle, davalıyı teslime zorlar nitelikte eda hükmü kurma olanağı yoktur. Buna bağlı olarak da, davacının istihkak savında bulunması beklenilemez. Bu yön, asliye hukuk mahkemesinde yapılacak belirlemeye göre, ortaklığın giderilmesi yargılamasında çözüme kavuşturulacaktır. O nedenle, davacının hakkını koruyabilmesinin tek yolu da, tespite yönelik eldeki bu davadır. Mahkemenin, yetersiz ve yanılgılı gerekçelere dayalı kabulü doğru görülmemiştir.
Yine, davacı kanıtlama yükümlülüğü ile ilgili olarak belge delili ile tanık anlatımlarına dayanmıştır. Gerek sunulan belgeler ve gerekse de tanık anlatımları, iddiaya uygun düşmektedir. Mahkemece, maddi meselenin takdirinde yanılgı ile davanın kabulü yerine, reddine karar verilmesi de bozmayı gerektirmiştir. (HUMK. m.428/b.5)
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 09.06.2003 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy