(818 S. K. m. 41)
Dava: Davacı Mustafa Işık vekili Avukat Y.Yılmaz Aksoy tarafından, davalılar Hüseyin Arık ile Recep Kocaoğlu aleyhine 6.6.2000 tarihinde verilen dilekçe ile haksız eylem sonucu uğranılan zararın ödetilmesinin istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalılardan Hüseyin Arık hakkındaki istemin kısmen kabulüne, sair davalı hakkındaki istemin reddine dair verilen 22.11.2002 tarihli kararın Yargıtay'ca tetkiki davalılardan Hüseyin Arık vekili tarafından süresi içerisinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Karar: Davacı, müdür ve şef konumunda olan davalılarla aynı yerde çalıştıklarını, davalıların ayrımcılık ve kayırmacılık yaptıklarını, sicil notunu düşürme tehdidinde bulunduklarını, kendisi tahrik ettiklerini, dövmeye kalktıklarını, idari soruşturma sırasında yanlı ifade verdiklerini ve ifadesi alınan sair kişilere yanlı ifade verdirdiklerini, bu yüzden İstanbul'a tayin edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur. Davalılar ise, iddiaların gerçek olmadığını, davacının kişilik haklarını zedeleyecek tutum ve davranışları bulunmadığını, zaten geçimsiz bir yapıda olduğundan soruşturma geçirmesi sebebiyle tayin edildiğini belirterek istemin reddine karar verilmesini savunmuşlardır. Mahkemece davalılardan Hüseyin Arık hakkındaki manevi tazminat istemi; adı geçen davalının personele seviyeli yaklaşmadığı, davacıya hoş olmayan hırpalayıcı, zedeleyici davrandığı, davacıyı tahrik ve taciz ettiği, bazı personele sen Kürtsün, PKK"lısın dediği, köylü biçiminde hitap ettiği, zıtlaşma ortamı yarattığı, bunun üzerine aralarında kavga çıktığı ve davacının İstanbul'a tayin edildiği, bunun ise davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenerek, manevi tazminat isteminin bir bölümü kabul edilmiş; aynı davalıdan istenen maddi tazminat istemi ile sair davalı hakkındaki maddi ve manevi tazminat istemi reddedilmiştir. Kararı davalılardan Hüseyin Arık temyiz etmiştir.
Dosya içeriğine göre, davacının amiri konumunda olan davalı Hüseyin Arık'ın ileri geciktirmemesi konusunda davacıyı uyardığı, aralarında başlayan sözlü sataşmanın kavgaya dönüştüğü, ikisinin de yaralandığı, olayın idari soruşturma konusu olduğu ve soruşturma sonucundaki öneriye uyularak davacının İstanbul'a tayin edildiği anlaşılmaktadır. Soruşturma sırasında görüşüne başvurulan tanıklar davacının iddialarını doğrulayacak şekilde bir anlatımda bulunmamışlardır.
Davacı tanıklarından Ali İşler her ne kadar davalı Hüseyin Arık'ın davacıya köylü dediğini bildirmişse de bu açıklama idari soruşturma ile davalı tanıklarının açıklamalarına ters düşmektedir. Buna rağmen bir tek tanık ifadesi üstün tutularak davanın kısmen da olsa kabul edilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Temyiz edilen kararın yukarda gösterilen sebeplerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istem halinde geri verilmesine 27.03.2003 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Bozma nedenine katılamıyorum. Toplanan kanıtlara, mahkemenin takdirine göre kararın onanması gerektiği düşüncesindeyim. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy